Monday, June 17, 2013

Bir Efsane #2: Death Note


   Bir Efsane dizisinin ikinci konuğu hem anime hem de manga olarak efsaneleşmiş, Death Note. Eh, seriyi doğrudan inceleme gibi bir isteğim vardı; ama böyle bir yazı dizisine başlamışken en çok hak edenlerden birinin Death Note olduğuna karar verdim. Hiç zaman kaybetmeden yazayım dedim yazımı.

 Death Note'un önce animesini izlemiş, yarısına geldiğimde mangalarını almıştım. Çılgınlık, evet. Ama bir şeyler beni mangasını okumaya itmişti. İyi ki de itmiş, mangası kesinlikle çok daha güzel. Okumak/izlemek isteyenler varsa mangasından başlasınlar. Aslında çok da fark yok ama hem okuyup hem izleyenler anlayacaktır aradaki farkı. Animesinde es geçilmiş, çabuklaştırılmış şeyler vardı.

  Death Note'un konusunu azıcık anlatacak olursam, çoğunuzun bildiği gibi Light Yagami adında bir lise öğrencisinin Ölüm Defterini bulmasıyla başlıyor. Ve Japonya'nın en akıllı öğrencilerinden biri olan Light, defteri kendi çıkarı için değil, dünya içi kullanmaya karar veriyor. Böylece bütün suçlular ölmeye başlıyor... İleri de olan olaylar ise beyninizin sınırlarını zorlayacak nitelikte. Karakterlerimiz üstün zekalı olduğundan bazı yerleri iki defa okuma gereği duymuşluğum bile oldu. "Animeler çocuklara göredir, çizgi film bildiğin" diyenlerin çocuklara izletmesini tavsiye ederim Death Note'u, muhtemelen 13 yaşın altında kimse bir şey anlamaz.

Gerek karakterleriyle, gerek konusuyla, gerek çizimleriyle olağanüstü bir seri Death Note. Büyülenerek okumuş, büyülenerek izlemiştim. Zaten Japon kültürüne aşık bir insanım, mangalara ve animelere bayılırım; Death Note da bunu sağlayanlardandır. Sevmeyen çok az insan biliyorum. Onlar da büyük ihtimalle anlamamıştır zaten.

Herkes animeyi över, över baktığınızda. Ta ki son bölümüne, manganın son kitabına kadar...
Baktığınızda herkes nefret eder sonundan. Açıkçası son sayfaları okurken benimde ağzım açıktı, "Bu ne yaa" diye yakarmıştım, hatırlıyorum.(Bu yüzden bütün seriyi Goodreadste 5/5 oylamışken son kitaba 4/5 vermiştim) "En kötü biten anime" denirdi hatta. Ama şimdi bir şey söyleyeceğim, bu seri böyle şaşırtıcı bitmeseydi kesinlikle bir efsane olmazdı. Hatta herkes oldu bitti, beklendiği gibiydi derdi. Sonuna çok sövmüş olsam da şimdi anlıyorum, bitmesi gerektiği gibi bitti. Böyle olmalıymış cidden. Sonu tahmin ettiğimiz gibi bitseydi bir şeylerin eksik kaldığını hissedecektim. Çoğumuzun açısından tatmin edici bir son değildi, evet. Ama bu şekilde bir efsane olarak yerleşti bence.

Tereddütleri olan insanlar varsa bir koşu gidip alsın ilk sayısını manganın. Manga okumaktan korkanlar da vardır elbet, ama anime izlemekten pekte bir farkı yok. Bütün her şey beyninizde renkli olarak canlanıyor, merak etmeyin.

"Light Yagami, Kira candır. L mükemmeldir, Near ve Mello sevilir." diyerek bitiriyorum. En iyi karakterlerle, hem şaşırtan hem gerilmenize yol açan, ara ara güldüren seri Death Note. Tekrar tekrar izlenir, okunur. Sonuna kadar tavsiye edilir.

Sonuna bir aralar etkilenerek benim de L'i çizmeme yol açmıştı manga. Şimdi bakınca gerçekten kötü bir çizim yapmışım (Kara kalemle manga karakteri, siz düşünün!). Ama etkisini göstermek adına koyayım sonuna dedim.

 En sevdiğim sahnelerden biri olur kendileri. Esen kalın.

3 comments:

  1. Death Note!! :0 L. fangirl olduğum az karakterlerden biridir. Ah o yagamiya layto yok mu pislikk nefret ediyorum ondan -_-

    ReplyDelete
    Replies
    1. Şahsen severim kendisini :D Kahrolsun içimdeki badboy sevgisi... Ama L de sevilir. Gerçek adını öğrenmek için kıvranmıştım. "'L'egends are never die." diyorum.

      Delete
  2. Her zaman Death Note için efsane yapım derlerdi fakat hiç izleme fırsatım olmadı. Geçen Kidz TV'deki Animez kuşağında ilk bölümünü gördüm ve izlerdim gerçekten müthiş bir yapımmış. Sadece 39 bölüm olması beni biraz şaşırttı, acaba kanal yarım mı bıraktı dedim. Kurgusu süper... Herkes izlemeli Ölüm Defterini gerçekten anime klasiklerinden...

    ReplyDelete