Sunday, April 27, 2014

İnceleme: Otomatik Portakal/A Clockwork Orange



Kitap: Otomatik Portakal
Orijinal Adı: A Clockwork Orange
Yazar: Anthony Burgess
Yayıncı: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Goodreads Puanı: 3.94 (296.944)
Sayfa Sayısı: 168


Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
...
Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. "Uqueer as as clockwork orange". Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya'da "canlı" anlamına gelen "orang" sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm...
-Anthony Burges-

Karabasan gibi bir gelecek atmosferi... Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler... Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi?.. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess antikahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu "nadsat"ı.

... ve Stanley Kubrick'in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir...




"Ama kötülüğün sebebini bulmaya çalışarak tırnaklarını kemirmeleri, kahkahadan kırılmama yol açıyor kardeşlerim. İyiliğin sebebini aradıkları yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlardı ki?"

İnsanların öve öve bitiremediği, herkesin tavsiye ettiği ve modern klasiklerden olarak gösterilen Otomatik Portakal en nihayetinde okundu, bitti; ardında bir sürü iz bıraktı.

Öncelikle belirtmem gerekir ki kitabın oldukça kısa olmasına rağmen bir oturuşta bitirebileceğim bir eser gibi gelmedi bana. Yazı ve olaylar akıcıydı tabii ama hikayenin içindeki yoğunluk ve aşırılık biraz mola vermeyi gerekli kılıyor sanki. Ki böylesi daha iyiydi bence. Yaşananları sindirebilmek, içinize çekip, yazılanların her cümlesine bayılarak daha fazlasını istemek için zaman tanımış oluyorsunuz kendinize.

"İyi bir insan olmak çok da hoş olmayabilir küçük 6655321. İyi bir insan olmak korkunç olabilir."

Kitap, Alex adında, şiddet yanlısı bir gencin hikayesini konu alıyor. Dört kişilik bir çetenin lideri konumunda olan küçük yaştaki Alex, arkadaşlarıyla birlikte şehir sakinlerinin korkulu rüyası olmuş durumda. Kitabın ilk bölümünde bu "kankalar grubunu" ve yaptıkları işleri detaylı bir şekilde inceleme imkanı buluyoruz. Ancak sonrasında kitap bambaşka bir hal alıyor ve bir hükumet deneyinin içinde buluyoruz kendimizi.

Yazarın dili gerçek anlamda yakıcı, kullandığı üslup tuhaf bir şekilde etkileyici ve kendisi, kitap boyunca emin olun ki şiddetten hiç çekinmiyor. Öyle ki, bazen rahatsız edici bir durumda bile bulabilirsiniz kendinizi. Hem karakterin şiddet-severliğinden, hem de yazarın açıklıktan kaçınmayan biri olmasından süregelen bir şey sanırsam. Bunu göz önünde bulundurarak okuyun derim.

"Doğruyu görür, onaylar ama yanlışı yaparım."

Holiganlıklarla, hükumetin arsızlığıyla, insanları makineleştirme isteğiyle dolu dünyadaki, Alex'in gençlikten, yetişkinliğe geçmesinin hikayesiydi bu bir nevi. Özgür iradeyi sahiplenmenin, kötünün ve iyinin, insanlığın her zamanki halinin bir tepeden bakarmışçasına, "mütevazi bir anlatıcıyla" bize sunulan eşsiz bir kitabıydı aslında. Herkesin hayatta bir kez okumasında fayda var gibi. Karakterler ve olaylar hiçbir zaman gerçekçilikten ve her ne kadar çoğu insana uzak olsa da, sanki yakınımızdaymış gibi olmaktan hiç çıkmadı. Konunun ustaca tasarlanmasıyla birlikte, yazarın kaleminin de parmağı vardı bunda.


"Eee, ne olacak şimdi ha?

Sonuç olarak, oldukça beğendiğim, okurken keyif aldığım ve eksik hiçbir yerini görmediğim bir kitap oldu Otomatik Portakal. İyi ki okumuşum ve bu kitap iyi ki yazılmış. En kısa zamanda en az kitap kadar sevilen filmini de izleyeceğim umarım. Umarım o da beni bu kadar etkiler.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere... mutlu pazarlar!

Puan: (5 üzerinden)





2 comments:

  1. Filmin etkileyeceginden supheniz olmasin, siddetle tavsiye ederim hala izlemediyseniz.

    ReplyDelete
  2. kitaba başlayacağım başlamadan bir yorumlara bakmak istedim. teşekkürler yorumun için.

    ReplyDelete