Monday, September 9, 2013

İnceleme: Tanrı'nın Unutulan Çocukları/Jasper Jones

 

Kitap: Tanrı'nın Unutulan Çocukları
Orijinal Adı: Jasper Jones
Yazar: Craig Silvey
Yayıncı: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Goodreads Puanı: 4.00 (5.184 oy)


Hayat bir piyangodur: Şanslı olan kazanır, şansızlar ise Tanrının Unutulan Çocuklarıdır...

Tanrının Unutulan Çocukları, yetişkinliğe adım atan iki çocuğun bir sırla başlayan muhteşem dostluğu üzerine yazılmış, etkileyici bir roman...

Uzak bir ülkenin yazarı olan Craig Silveyin çok sayıda ödül alan romanı Türk okuyucularıyla buluşuyor. Yayımlandığında Avustralyada yoğun bir ilgiyle karşılaşan yazar, başarılı en genç yazarlar listesinde yer almayı başarmış bir isim.

Tanrının Unutulan Çocukları hem kurgusu hem de güçlü karakterleriyle okuyucuya bilmedikleri bir coğrafyanın edebi zevkini yaşatırken, dokunaklı bir dille sıradan yüzlerin ardına gizlenmiş birbirinden ilginç sırlar barındırıyor. Romanın başkarakterlerinden Jasperın, aynı okulda okuduğu Charlienin odasının penceresine bir gece yarısı gelmesiyle başlayan olaylar, başarılı ve merak uyandırıcı bir hikâyeyi de beraberinde getiriyor. Parçalanmış bir ailenin çocuğu olması nedeniyle kasabalılar tarafından hor görülüp dışlanan Jasper, korkunç bir olayın detaylarını tek güvendiği kişiyle, Charlieyle paylaşır. O andan itibaren çocukluklarını bir kenara bırakmaya başlayan bu iki arkadaş, bu sırrın peşine düşerek toplumun önyargılarına, bağnazlıklarına ve ikiyüzlülüğüne ayna tutmaya başlarlar.

İnsanların kendi kabuklarına çekildikleri bu küçük kasabada hayatın hem solgun hem de canlı anlarına tanıklık eden iki arkadaşın yaşadıklarını okurken, çocukluğunuzun masum yıllarını hatırlayacak, toplum tarafından kabul görülmenin ne anlama geldiğine bir çocuğun gözünden bakacaksınız.

"Cesaret, korkuya direnmek ve ona galip gelmektir" sloganından yola çıkan bu roman ile çocukluğun saf duygularına sımsıkı sarılan kahramanlar kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacak!

"Ustalıkla işlenmiş, okunmasının üzerinden yıllar geçse de hatırlanacak bir roman. Bülbülü Öldürmek romanına selam eden Silvey, dokunaklı bir dille sıradan yüzlerin ardına gizlenmiş birbirinden ilginç sırları keşfediyor."
Marie Claire UK

"Bu romanda ırkçılık, adaletsizlik, arkadaşlık ve ilk aşkın duyarlılığı bir arada sunuluyor; tıpkı dünyada iyi ve kötünün birlikte yer alması gibi."
Sydney Writers Festival

"İki çocuk kahramanının gözünden esprili, dramatik, gizemli ve biraz da gerilimli ilerleyen bu roman, okuyucuları saklı kalmış bir yaşamın kapısını aralamaya çağırıyor."
Readings

"Bu romanda mutlu gibi görünen aileler, toplumun dışladığı ötekiler, önyargılar, dokunaklı yaşam hikâyeleri, başka dünyalara duyulan özlemler ve masum yıllar var... Ve tüm bunlar içimizdeki öldürmediğimiz çocuğun seslenişleri."
Daily Mail

"Mükemmel bir yetişkinliğe geçiş romanı... Her yaştan insanı etkileyecek kadar büyüleyici."
Markus Zusak


Kitabın son sayfasına geldiğimde bir şeyleri kaybettiğimi anladım. Sanki Charlie'yi ve Jasper'ı kaybettim ve onlar kitabın içinde bir yerlerde beni bekliyorlar. Sonrasında ne olacağını deli gibi merak etsem de, yazar tam tadında bıraktı hikayeyi. Ben de görevimi yaparak övgülere başlayayım.

Her ne kadar bazı yerlerde pek iç açıcı olmayan yorumlara rast gelsem de bence Tanrı'nın Unutulan Çocukları, okuduğum en güzel romanlardan biriydi. Daha ilk sayfasında kitaba bağlanacağımı biliyordum. Ama kitap, bir kitap gibi değildi. Charlie anlatıyordu, siz okuyordunuz. Birinin elinden çıkma olduğu anlaşılmıyordu, düzeltmeniz gereken bir yer bulamıyordunuz. Charlie'nin size anlattıklarına inanıyordunuz, Jasper'ı seviyordunuz, Jeffrey ile beraber gülüyordunuz. Hem bir kitap, hem bir film hem de bir yaşam tadındaydı Tanrı'nın Unutulan Çocukları.

Talihsiz, sıradan, gizemli ve çekici olayları bir çocuğun gözünden yaşıyordunuz kitabı okurken. Charlie, sizi bir şekilde, onun yaşına sizi geri götürüyor ve çocukluğun masumluğuna kapılıp gidiyorsunuz.

Charlie, çok sevdiğim bir başkarakter oldu. Onun düşüncelerini okumak o kadar güzeldi ki... her şeyi olağanüstü bir şekilde betimlemişti. Hayata ve olaylara bakışı bir çocuğa aitti, ama onun içindeki dahiyi görmeden edemiyordunuz. Aynı Mark Twain gibi, Charlie'nin de birçok konuda düşüncesi vardı. Okurken bir kalemle altını çizeceğiniz düşünceler...

Kitaptaki konuşmalar çocukluğun masumiyetini, komikliğini ve özgürlüğünü taşıyordu. Charlie'nin Jeffrey'le arasında geçen Superman/Batman tartışması müthişti örneğin. Çocuklukta, çoğumuzun yapmış olduğu bu tartışmayı okurken öyle hislere kapılıyorsunuz ki size ne kadar yazarsam yazayım aynı tadı veremem.

Şunu söylemeliyim ki, kitabı okurken sıkılsanız bile -ki bu zor bir seçenek- kitaba biraz dikkat ederseniz asla boş bir kitap diyemezsiniz. Bu kitabın 1960'lı yıllarda geçmesinin bir nedeni vardı. En çok hoşuma gidense yazarın bunu bastıra bastıra söylememesi oldu. Biraz dikkatle seçebileceğiniz ayrıntılarla doluydu kitap. Örneğin An Lu'nun, Charlie'nin annesinin ve babasının, Laura'nın, Deli Jack Lionel'ın orada olmasının da bir nedeni vardı. Hepsi farklı yaşamlar taşıyordu hepsinin birbirlerine zıt hikayeleri vardı. Mahallenin insanın üzerindeki etkisi, aslında gördüğümüz her şeyin bir maskeden ibaret olduğu, yaşamın anlamı kitapta mükemmel bir şekilde yansıtılıyordu. Jeffrey, Charlie ve Jasper'ın Tanrı hakkında görüşleri ise herkesin okuması gereken türden yazılardı. 

Kitabı bu kadar sevmemin bir nedeneni de içinde bir parça "ben" olmasıydı. Benim düşüncelerim de kazınmıştı sanki içine. Ve muhtemelen, okuyan herkes kitapta kendinden bir parça bulacak.

Kitapta olan olaylara, bir gizem ve sır perdesi hakimdi. Kitabın sonuna doğru acaba tahmin ettiklerim mi çıkacak diye korktum biraz. Korkum da yazarın beni etkilememesi olacaktı. Bir kitapta, tahminlerim doğru çıkmamalı. Neyseki bu kitapta da çıkmadı. Zaten, kitap her ne kadar bir sır perdesi üzerine kurulu olsa da bir suç romanı değil. Ama yine de tahmin ettiğimden farklı şeyler çıkması mutluluk verici. Kitabın sonu, yine beklediğim gibi değildi. Ne var ki sebepsiz bir şekilde gözlerimi dolduran bir sondu. Büyük ihtimalle Jasper'la ilgili okuduğum son satır, Charlie'nin hikayesine dair son cümle olduğu içindi. 

Sonuç olarak, kitaba bayıldım. Öyle ki, Eliza ve Charlie'ye kızdığım bir nokta olsa bile karakterlerin bütün hepsine sonunda aşık oldum. Sanki bir yerlerde, Charlie ve arkadaşları hala yaşıyor gibi. 

Gerçekçi Kurgu(Realistic Fiction) türünde, altını çizeceğiniz tarzda cümleleri olan bir kitap arıyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum. Aynı Yıldızın Altında'dan sonra RF türünde okumak isteyenler buyursunlar. 

Bir de söylemeden geçemeyeceğim, yayınevlerinin kitabı "nasıl piyasaya sürersem daha çok para kazanırım" bakışıyla basmalarına sinir oluyorum. Kitabın ismi tamamen saçmalık. Birincisi, kitapta öyle bir şey geçmiyor, ikincisi, Charlie'nin, Jeffrey'nin ve Jasper'ın konuşmalarının hepsi ateizm yanlısı. Onları unutacak bir Tanrıya bile inanmıyorlar içlerinde. 
Ve kapak... kitaba ilk baktığımda Uçurtma Avcısı misali bir şey sanmıştım. Hikaye Ortadoğu'da geçiyor gibi. Kim bakıpta Avusturalya'da geçiyor bu der?

Neyse, benim gönlümde kitap Jasper Jones ismiyle, bu iki kapak ile basılı. 
Ve önümüzdeki günlerde, kitapta sevdiğim konuşmaları, cümleleri yer alan bir yazı paylaşacağım, merak edenlere.
Kitaplı günler.

Puan: (5 üzerinden)







 

16 comments:

  1. Kitabı alıp almamak arasında kalmıştım.Yazdığınız gibi bende kitabın ortadoğu'da geçtiğini sanmıştım.Ve evet dediğiniz gibi bir kaç kişiden de duymuştum kitabın ismiyle hiç alakası yok diye.Yine de çok beğenerek okudum yorumunuzu.Bütün aklımda kalan soruların cevabını vermişsiniz.Teşekkürler yorum için:)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben teşekkür ederim, aklınıza takılanlara cevap verebilmiş beni çok mutlu etti. Eğer kitabı okuma fırsatı bulursanız da düşüncelerinizi duymak isterim :)

      Delete
  2. http://kitaplarlamacera.blogspot.com/ Mimlendiiin sorulama cevap verirsen çok sevinirim :*

    ReplyDelete
    Replies
    1. çok teşekkürler ^^ mimi blogladım bile!

      Delete
  3. çok kafa dengi adamsın...

    ReplyDelete
  4. bu kitap çok fena saran değişik bişey.resmen lauranın akıbetini charlie,jasper jones değilde ben merak ediyormuşum gibi okudum kitabı

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aynen öyle, yazar üzerimde etkisini bıraktı

      Delete
  5. kitabın sonunda ne oluyor.? ( tanrının unutulan çocukları )

    ReplyDelete
  6. Bunu söylemesi biraz zor, çünkü kitabın sonunda hatırladığım kadarıyla birkaç olay oluyor. Ancak kitap nasıl bitiyor dersen SPOILER: Charlie Jasper'ın gittiğini ve bunu nasıl anladığını söylüyor, Charlie Eliza'ya bir şey söylemek üzere kulağına eğiliyor ve kitap bitiyor.

    ReplyDelete
  7. BENİM YARINA ÖZET VERMEM GEREKİYOR ÖĞRETMENE VE SONUNU PEK ANLAMADIM BİRAZ BAHSEDEMEZMİSİN.? :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yorumu maalesef ki daha yeni görüyorum, eğer hala yardımcı olmamı istiyorsan bana facebook sayfamdan ulaşabilirsin :)

      Delete
  8. Sizce charlie elizanin kulagina ne fisildamis olabilir? Cunku o an ne demem gerektigini biliyordum tarzi bi ifade var. Sanki yazar o an aydinlanmamizi beklemis gibi geldi bana ama ne demis olacagiyla ilgili bi fikrim yok

    ReplyDelete
  9. Benimle evlenir misin? Hemen bir kaç sayfa önce Elizaya evlenme teklif edeceğini ama nasıl söyleyeceğini bilemediğini söylemişti o yüzden bu sorudan şüphe duymamıştım.

    ReplyDelete
  10. Benimle evlenir misin? Hemen bir kaç sayfa önce Elizaya evlenme teklif edeceğini ama nasıl söyleyeceğini bilemediğini söylemişti o yüzden bu sorudan şüphe duymamıştım.

    ReplyDelete
  11. Kitabin ismi Jasper Jones olarak kalsaymis guzel olurdu gercekten ama Tanrinin Unutulan Cocuklari da guzel bir isim bence, biraz metafor ve sarkastiklik katiyor

    ReplyDelete