Wednesday, September 10, 2014

İnceleme: Fi +Çekiliş


Kitap: Fi
Yazar: Akilah/Azra Kohen
Yayıncı: Destek Yayınları
Sayfa Sayısı: 598


Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. içinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikayeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.
   Fi, güzelliğin lanetlendiği, zekanın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.
    Bu kitap herkes için yazılmadı.
    Farkındalığın ne kadar önemli olduğunu, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, doğduğumuz andan itibaren olmamız gerekenden uzaklaştırılarak prototip bir toplum yaratığına dönüştürülmek için işkencelere maruz kaldığımızı, bu insansı hayvanın 'kişi' olabilmek için varlığı adına yapması gereken en önemli şeyin, kendini gündelik yaşamdan koruyarak bireyselliğini keşfetmesi gerektiğini, kutsal 'merak'ımızın kendi potansiyelimiz dışında her yere yöneltilerek zehirlendiğini, asıl değerli olanın bizim için önemsizleştirilmeye çalışıldığını fark etmiş ya da fark etmeye hazır herkes için yazıldı, gerisi hikaye.





Kabul ediyorum, kitap önüme gelince biraz korktum. Çünkü roman bir hayli kalındı, Kitap Tiryakisi'nden duyduğum üzre birçok karakter içeriyordu ve kitap, okumaya alıştığım tarzın biraz dışında kalıyordu. Bir tereddüt dalgasıyla beraber aldım elime Fi'yi ve yavaş yavaş hikayenin içine çekildim.

Uzaktan bizi büyüleyen şeyler, yaklaştıkça sihirlerini kaybederlerdi.

Doğrusunu söylemek gerekirse, kitap başta biraz bana zorlama geldi. Alışamadım. Her cümlenin felsefi gözükmesi için uğraşılmış gibiydi ve ben bu tür yazılardan nefret ederim. Ancak kitabın bana verdiği bu his, hikaye fazla ilerlemeden kayboldu ve her sonraki her cümle bir anlam kazandı. Kitabın ortalarında yazara hayran oldum.

Kitapta bizi ilk olarak Can Manay karşılıyor. Kendisi şöhretin, egonun, başarının ve karizmanın maddesel hali. Ülke tarafından oldukça tanınmış, kendi televizyon şovuna sahip olan psikolog Can Manay için mükemmeliyet ve Fi her şey demek. Her ne kadar kendisi kusursuz olmasa da.

Toplumun yüzyıllardır beyinlerine koyduğu kodlamayı, utangaçlıklarını kırdıkları anda kendilerini bulabilmek için bir şansları olurdu.

Hikaye, Can ile başlıyor ve birbirlerinin hayatını bir yerlerde kesen bir sürü insan ile dallanıyor. Kitapta bir belirip bir kaybolan ufak karakterler, birbirinden farklı yapıya ve hayata sahip ana kişiler kitabı çok daha gerçekçi ve okunası kılıyor. Bu arada öyle çok karakter var derken, kafanızı allak bullak edecek şekilde de değil; ben okuyabilmişsem siz hayli hayli okursunuz.
Bir bedenin içinde var olan ve zamana tabi yaşayan bir yaratık nasıl özgür olabileceğini sanır ki?!

Kitapta karşılaştığımız olaylar, karakterlerin davranışları bütünüyle güzelken, yazarın güzel üslubu ve altı çizilesi cümleleriyle her şey daha güzel oluyor. Fi, sıkmayan, yormayan; ancak bir o kadar da düşündürücü ve hoş bir kalemle sunulmuş önümüze. Yazar ile birlikte kusursuzluk kavramına, görselliğin insanları nasıl etkilediğine, toplumsal kavramlara farklı bir noktadan bakıyoruz.

Güzellik de aynı özgürlük gibi bir yanılsamaydı.

İnsan ilişkilerini farklı bakış açılarıyla dile getiren, her düşünceye ses veren Fi, bütün karakterleriyle ve uyandırdığı farklı duygularla, okunası ve güzel. Bu türde kitapları beğenenlere tavsiyemdir. İllaki bir yerde, siz de kendinizi cümlelerde bulacaksınız.

ÇEKİLİŞ

a Rafflecopter giveaway

No comments:

Post a Comment