Tuesday, September 16, 2014

İnceleme: Ürperti/Shiver



Kitap: Shiver (The Wolves of Mercy Falls #1)
Türkçe İsmi: Ürperti (Mercy Falls Kurtları #1)
Yazar: Maggie Stiefvater
Yayıncı: Scholastic Press
Goodreads Puanı: 3.80 (249.642 oy)
Sayfa Sayısı: 390


Grace henüz küçük bir kızken kurtlar tarafından ısırılır. Fakat gri bir kurt Grace’i son anda kurtarır. Grace iyileşir ama kurtarıcısını unutmaz ve altı yıl boyunca, evlerinin arkasındaki ormanda onu izler. Aralarında büyülü bir bağ vardır, sarı gözlü kurdu görmeden yaşayamaz.

Sam’in iki yaşamı vardır: Kışları dondurucu ormanda, sürüsünün koruyuculuğunu yapan cesur bir kurt; yazları kitapçıda çalışan genç bir adam… ta ki soğuk onu tekrar bir kurda dönüştürene kadar.
Artık lise öğrencisi olan Grace sarı gözlü bir gençle tanışır. Bu genç adam onu yıllar önce ölümden kurtaran kurttur. Ancak kış yakındır. Sam, Grace’i ve hayatını kaybetme riskine rağmen insan kalmak için savaşacaktır.


“You're beautiful and sad," I said finally, not looking at him when I did. "Just like your eyes. You're like a song that I heard when I was a little kid but forgot I knew until I heard it again."

Kitaplığımda tozlanmış, delice okunmayı bekleyen bir kitaptı Shiver. Kendisini daha okumadan sevmiştim aslında, çünkü yazarına hayranım. Daha önce Maggie Stiefvater'ın birkaç yazısını okumuştum ve yaptığı çizimleri, müziğini, kısaca kendisine ait her şeyi yakından takip ediyorum ve sonunda... sonunda... bir romanını okuma fırsatı buldum. Okuduğum ilk eseri ise tabii ki ünlü üçleme The Wolves of Mercy Falls'un ilk kitabı Shiver; Türkçe ismiyle Ürperti.

“It is possible to be in love with you just because of who you are.”

Shiver, Grace adında bir lise üç öğrencisinin hikayesini anlatıyor. Grace, yıllar önce, daha henüz küçücük bir çocukken evlerinin arkasındaki ormanda kurtların saldırısına uğruyor ve başka bir kurt sayesinde hayatta kalıyor. Sarı gözlü bir kurt. Onun kurdu. 
Altı yıl boyunca Grace ve kurt birbirlerini izliyorlar, yaklaşmadan, konuşmadan, temas etmeden; uzaktan. Grace aklını sarı gözlerden ve ormandan alamıyor.  
Bir gün Grace'in okulundan bir çocuk, Jack, ölüyor ve katilinin kurtlar olduğuna şüphe yok. Jack'in ölümünün ardından polisler ormana kurt avına çıkıyor ve o gün, Grace'in evinin kapısının önüne yaralı bir genç yığılıyor. Sarı gözlü bir genç. 

"She waited to change, and I waited to change, and we both wanted we couldn't have."

Shiver, çok ama çok tatlı bir aşk hikayesi. Kurt-oğlanımız Sam ve kızımız Grace'in birbirine olan masumane sevgisi, aralarındaki bağ okuduğum en tatlı şeylerden biri olabilir. İki karakterde çok iyi tasarlanmış, kendine özgü kişilikler. Sam'in canını yakan geçmişi, Grace'in ailevi problemleri her şeyi daha gerçekçi kılıyor. 

Kitaptaki şekil-değiştirenler ya da başka bir deyişle kurt adamlar dolunayda değil, soğukta kurda dönüyorlar. Yani anlayacağınız daha farklı ve biraz daha yaratıcı bir fantastik dünya var karşımızda. Romanda Sam'in kışın sert soğuğuna karşı direnişi, Grace hakkındaki bir takım soru işaretleri, sürüdeki kurtlardan Beck, Shelby, Grace'in arkadaşı Olivia, kurtların kurbanı Jack ve daha bir sürü farklı ve heyecanlı öge var. Tabii bir de Sam'in, Grace'i ve insanlığını sonsuza dek kaybetme korkusu.  

"For a moment, I forgot where - who - I was. For a moment, it didn't matter."

Kitabın en sevdiğim özelliklerinden biri klişelerden uzak olması. Bu tarz genç-yetişkin (özellikle de fantastik) serilerde bana kalırsa bu zor bulunur bir özellik. Her kitap birbirinin kopyası gibi oluyor git gide. Ancak Stiefvater, yaratıcılığıyla bu sınırı aşmış ve önümüze bir sonraki bölümde ne olacağını tahmin etmesi zor bir kitap koymuş. 

“Crashing into the trembling void
Stretching my hand to you

Losing myself to frigid regret
Is this fragile love
A way
To say
Good-bye” 

Kitapta tek aradığım şey, Sam ve Grace'in birbirini tanıma sürecine biraz daha yer verilmesiydi. Yine de, Maggie Stiefvater, bana kalırsa kitabın hakkını vermiş. Gayet iyi yazılmış, abartısız, akıcı ve hoş bir kaleme sahip kendisi. Zaten kadının müziğe karşı yeteneği tavan, yaptığı çizimler şaheser, bir de böyle ayıla bayıla okuduğum kitaplar yazıyor. Resmen idolüm kendisi başka bir şey değil. 

“His lips tasted cool and sharp, peppermint, winter, but his hands, soft on the back of my neck, promised long days and summer and forever.” 

Yorumdan anlayacağınız gibi, kitabı sevdim. Ama eklemem gereken bir şey var, o da şu ki ben kitabı çok çok çok sevdim. Farklı, aşkla sarmalanmış, heyecanlı ve okurken Mercy Falls'un soğuğunu iliklerinizde hissettiğiniz bir kitap bu. Yazar, kitabı hem Sam'in hem Grace'in gözünden anlatmayı tercih edince her şey daha iyi olmuş. Ben kitaba tamamiyle hayran kaldım.

“right in this moment, I can´t even remember what unhappy feels like.” 

Not düşmem gerekir ki, Shiver, ülkemizde basıldı ancak serinin devam kitapları yok ve sanıyorum ki çıkmayacak. Onun için İngilizce'sini okumanız, en azından diğer iki kitabın İngilizce'sini okumanız gerekecek. Ben orijinal dilinde okumayı tercih ettiğim için beni ilgilendiren bir sıkıntı yok ancak bu serinin ülkemizde daha çok tanınmasını isterdim açıkçası. 

“Hope hurt more than the cold.” 

Çok beğendiğim, okurken göz yaşlarımı akıtmaktan kendimi zor alıkoyduğum, beni tuhaf bir şekilde duygu yoğunluğunun içine sokan bu kitabın yazısını tabii ki beş puan vererek bitireceğim ama önce sizi kitapta geçen, sözleri biricik Sam'imize ait Summer Girl şarkısıyla buluşturacağım.



Puan: (5 üzerinden)




No comments:

Post a Comment