Wednesday, June 1, 2016

Kitabı Kadar Güzel Olan 4 Film Uyarlaması

Entelektüel bir insanın hayatında olmazsa olmaz iki unsur vardır: iyi film ve iyi kitap. Ünlü oyuncular, usta yönetmen, muhteşem senaryo… Realist karakterler, akıcı üslup, olağanüstü olay örgüsü… Ve tabii ardından gelen vazgeçilmez tartışma konusu: Film mi kitap mı? 

Friday, December 11, 2015

Kitap İncelemesi: I'll Give You the Sun




Kitap: I'll Give You the Sun
Yazar: Jandy Nelson
Yayıncı: Dial Books/Walker Books
Sayfa Sayısı: 429
Goodreads Puanı: 4.15


A brilliant, luminous story of first love, family, loss, and betrayal for fans of John Green, David Levithan, and Rainbow Rowell 

Jude and her twin brother, Noah, are incredibly close. At thirteen, isolated Noah draws constantly and is falling in love with the charismatic boy next door, while daredevil Jude cliff-dives and wears red-red lipstick and does the talking for both of them. But three years later, Jude and Noah are barely speaking. Something has happened to wreck the twins in different and dramatic ways . . . until Jude meets a cocky, broken, beautiful boy, as well as someone else—an even more unpredictable new force in her life. The early years are Noah's story to tell. The later years are Jude's. What the twins don't realize is that they each have only half the story, and if they could just find their way back to one another, they’d have a chance to remake their world.

This radiant novel from the acclaimed, award-winning author of The Sky Is Everywhere will leave you breathless and teary and laughing—often all at once.
 


Kitap İncelemesi: Konuş Benimle/Speak




Kitap: Konuş Benimle

Orijinal Adı: Speak
Yazar: Laurie Halse Anderson
Yayıncı: GO!
Sayfa Sayısı: 304
Goodreads Puanı: 3.98



Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?

Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…



Thursday, October 29, 2015

Ne Okunuyor? Ne Okunacak?

Söz verdiğim üzere, sahalara dönüş yapmış bulunmaktayım. Hazır herkes tatildeyken ben de okuduğum ve okuyacağım kitaplar hakkında ufak bir tazı yazayım dedim. Yakın zamanda, farklı başlıklarda kitap yorumları da gelecek. Sevmediğim, idare eder dediğim kitapları tek tek göreceksiniz.

Ne Okuyorum?

I'll Give You The Sun, çıktığı ilk andan itibaren yabancı kitapseverler arasında gökkuşaklı bir fırtına koparmıştı. Kitabın kapağını sosyal medyanın her basamağında görmek canımı sıkar duruma gelmişti. Neden? Çünkü kitap birkaç ülke uzaklığındaydı bana. Yurt dışından kitap sipariş etmeye hala ve hala ve hala çok üşeniyorum, tüm alışverişlerimden memnun kalsam da bekleme süreci beni öldürüyor; zaten benim alacağım kitaplara karar vermem de haftalar alıyor... o yüzden işte bu kadar uzun süre sonra elimde bu kitap. Yine de, elimde ve iyi ki de burada!

Kitabın konusundan kısaca bahsetmem gerekirse,
I'll Give You The Sun; Sweetwine ikizlerinin öyküsü. Bir tarafta, ilgiyi üstüne toplayan ve teenage döneminin ağırlığıyla yürüyen Jude; diğer tarafta ise itilip kakılan, kendini dünya dışı gören sanatçı ruhlu Noah. 
Herhalde, bu ufak tanımdan bile hangi karakteri sevip hangisine ateş saçan gözlerle baktığımı anlayabilmişsinizdir. 

Kitap, farklı bölümlerle iki karakteri de ana olarak ele alıyor. Bir geçmişe, bir de şimdiye yolculuk yaparken ikizlerin hayatlarını tam anlamıyla kavrıyoruz.

Kitabın henüz yarısındayım ama bu, romana aşık olma yoluna gitmem için erken değil bana kalırsa. Yazarın dili gerçekten çok çok çok fazla güzel. Yani abartmayayım diyorum, ama güzel işte. Her cümlesinde Jude ve Noah'nın kendi karakterlerini yansıtıyor. Bu özelliği sanırım en sevdiğim yanı oldu yazarın kaleminin. Aynı zamanda, kitaptaki benzetmeler de beni benden alıyor. Tabii kitabın olay örgüsünün de üslup kadar ilgi çekici olduğunu belirtmeliyim. Yine de, spoiler vermemek adına çok bir şeyden bahsetmeyeceğim.

Şuan, Jude'u sevmeme ve onun bölümlerini değil de hep Noah'yı okuma isteğiyle dolu bir dönemdeyim. Kitap nerelere varacak, nasıl bitecek, bizimkilere ne olacak oldukça merak ediyorum!



Ne Okunacak?

Aslında, okuma listemde bir sürü kitap var. Ancak, sağım solum belli olmadığından ve biraz da sizi şaşırtmak istediğimden bugün burada sadece bir kitabın adı geçecek. O da; The Orginals, Yükseliş.
Hiç tahmin eder miydiniz? Açıkçası, ben etmezdim. Çünkü kısa bir süre önce yüklü (cidden yüklü) bir kitap alışverişi yaptığımdan yeni bir kitap eklemeyi istemiyordum odanın her yerine taşmış olan kitaplığa. Ne var ki, bugün sürpriz bir şekilde bir kargo belirdi kapımda. Ambalajı açınca odama hoplaya zıplaya döndüm diyebilirim. Kitabı zaten merak ediyordum ama şimdi elimde olması çok daha hoş bir şey. Hem, uzun zamandır içinde fantastik ögeler bulunduran tek bir kitap bile okumadım. Bu bana derin bir nefes gibi gelecek. Teşekkürler GO!

Yeni yazılarda görüşmek üzere; hepinize mutlu, huzurlu tatiller!

Tuesday, October 20, 2015

Sonsuzmuş Gibi Görünen Bir Sessizlik Vardı, Geçmişte Kaldı!



Utanç perdesi inmiş bir suratla yazıyorum sizlere bu yazıyı. Tam tamına altı aylık bir süreç boyunca yokmuşum... Aslına bakarsanız, şimdi bu bana oldukça komik geliyor. Sanki dün daha bu sayfaya yazı yazıyormuşum gibi. Ama aslında tam altı aydır, bir kitap ya da filmle (ya da herhangi bir şeyle) ilgili bir yazı çıkarmamışım. Hatta, Goodreads kullanmayı bırakmışım. Ama merak ettiyseniz falan, hala yaşıyorum...evet...

Asıl konuya dönersek, bu altı ay benim için kitaplardan, filmlerden uzak geçmedi. Hatta geçseydi ve elimde buraya koyacak bir malzeme olmasaydı işim muhtemelen daha kolay olurdu; ama ne yazık ki/iyi ki elimde tonlarca anlatacak şey var, yüzlerce dedikodu var, çekiştireceğim birçok kitap, söveceğim çokça karakter var.

Tabii bunların hepsinin buraya aktarılması için büyük bir uğraş ve bolca zaman gerektiğinden ve de benim şu an vaktim dar olduğundan bunu nasıl gerçekleştireceğim pek bir fikrim yok; ama ben her zamanki gibi bir yolunu bulurum herhalde.

Yokluğumda okuduğum kitapların bir kısmı okulla ilgili genellikle günümüz kimselerinin ilgilenmeyeceği tarzda olduğundan bunları eleyip, belli başlıklar altında okuduklarımı ve izlediklerimi toparlayabilirim. Ya da, içinden beğendiklerimi size bir "Tavsiye Edilenler" etiketiyle sunabilirim. Bunlar şu an karar aşamasında olan şeyler, ancak kesin bir şey var ki; o da parmaklarım klavyeyi çok özlemiş!

Wednesday, April 22, 2015

İnceleme: Dorian Gray'in Portresi/The Picture of Dorian Gray


Kitap: Dorian Gray'in Portresi
Orijinal Adı: The Picture of Dorian Gray
Yazar: Oscar Wilde
Yayıncı: Can Yayınları
Goodreads Puanı: 4.02 (461,835 oy)
Sayfa Sayısı: 276

"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!"

 Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray'in Portresi için Oscar Wilde, 'bir ruhun hikayesi' demişti. 1891'de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan Lord Henry ile Dorian'ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian'ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor. Son derece saf ve yakışıklı Dorian'daki değişim, Lord Henry'nin sözleriyle ve Dorian'ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. Lord Henry'nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil'in Dorian'a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian'ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur. Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş var mıdır? Ve Oscar Wilde'ın dediği gibi, herkes Dorian Gray'de kendi günahını mı görecektir? 

Thursday, April 9, 2015

İnceleme: Yıldız Tozu/Stardust


Kitap: Yıldız Tozu
Orijinal Adı: Stardust
Yazar: Neil Gaiman
Yayıncı: İthaki Yayınları
Goodreads Puanı: 4.04 (196.560 oy)
Sayfa Sayısı: 304


Neil Gaiman'dan büyüklere masallar

Kraliçe Victoria devrinin şafağında, Perili Ülke ile kendisini ayıran taş duvardan adını alan Duvar Köyü'nde yaşam olanca sakinliğiyle akmaktadır...
Her dokuz yılda bir Perili Ülke'de bir panayır düzenlenir ve bu zamanın dışında duvardaki tek delikten geçmek kesinlikle yasaktır.
Duvar Köyü'ndeki genç Tristran Thorn, gerçek aşkı Victoria Forester'da bulduğuna kesinlikle emindir. Oysa Victoria ulaşılmaz biridir, bir ekim akşamı gökyüzünde kaydığını gördükleri yıldız kadar uzak...
Victoria'nın kalbini kazanmak uğruna Tristran kaymış yıldızı bulacağına ve sevdiği kıza getireceğine yemin eder. Bu yemin Tristran'ı duvarın öte yanındaki Perili Ülke'ye, hayal bile edemeyeceği tuhaflıklar, en sinsi düşmanlar, yolu üzerinde beklenmedik dostlar ve umulmadık hazineler barındıran bir diyara yöneltecek. Oraya mum ışığında varmak, yolda Gönlünün Muradı'nı bulmak ve yüreğindeki gerçeği keşfetmek de Tristran'ın ödülü olacak...

İnceleme: 21. Gün/Day 21


Kitap: 21. Gün (The Hundred #2)
Orijinal Adı: Day 21 (The Hundred #2)
Yazar: Kass Morgan
Yayıncı: Go! Kitap
Goodreads Puanı: 3.78
Sayfa Sayısı: 312

Dünya'da Yalnız Olduklarını Sanıyorlardı Yanılmışlardı

Yüz grubunun Dünya'ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya'da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya'ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

Wells, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken Clarke diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, Bellamy ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.