Showing posts with label aşırı gürültülü ve inanılmaz yakın. Show all posts
Showing posts with label aşırı gürültülü ve inanılmaz yakın. Show all posts

Thursday, October 30, 2014

İnceleme: Her Şey Aydınlandı/Everything Is Illuminated



Kitap: Her Şey Aydınlandı
Orijinal Adı: Everything Is Illuminated
Yazar: Jonathan Safran Foer
Yayıncı: Siren Yayınları
Goodreads Puanı: 3.89 (109.970)

Sayfa Sayısı: 310


Çağdaş edebiyatın en etkileyici seslerinden Jonathan Safran Foer'den zaman, mekân ve hafıza üçgeninde şaşırtıcı manevralar yapan, eğlenceli, dokunaklı, zekâ ve duygu dolu, çarpıcı bir roman: Her Şey Aydınlandı. Elinde solmuş bir fotoğraf ve kafasında soru işaretleriyle yola koyulan genç bir adamın Avrupa'nın kalbinden Amerika'ya, dünyadan Ay'a, geçmişten günümüze, rüyalardan masallara, büyük aşklardan büyük savaşlara, karanlıktan aydınlığa uzanan yolculuğunun nefes kesen hikâyesi... Geçmişle bugünün içiçe geçtiği, birbirleriyle rekabet halindeki anlatıcılarıyla akıllardan kolay kolay silinmeyecek, çok sesli, çok katmanlı ve kesinlikle sihirli bir roman Her Şey Aydınlandı.

Foer'in tüm dünyada büyük ilgi gören bu ilk romanı; ilerlemek için geriye dönmek zorunda kalanlara ve geçmişinden kaçanlara, yaşamın pusu altında gizlenen muazzam gerçekleri arayanlara ve sırlarının gölgesinde yaşamaya çabalayanlara, düşlerle gerçekleri birbirine karıştıranlara ve kalabalıkların içinde yapayalnız olanlara, hayata ve hayatta kalmaya dair bir şimdiki zaman klasiği.
 



Sunday, October 27, 2013

Aksiyon, Korku ve Dram






Man of Steel

Koyu bir Batman hayranı olduğumu herkes bilir. Yani efsanevi "Batman mi Superman mi?" tartışmasında beş cümleyle Batman'in daha iyi olduğunu açıklayabilecek bir gücüm var. Ama bu film sayesinde Superman'e laf atmaktan vazgeçtim yani diyeyim. Adamlar yapmış.

Başlarda filmden o kadar etkilenmesem de sonra sonra sevdim. Ayrıca ilk defa bir filmde Russell Crowe'dan hoşlanmadım. Oyunculuğu bu sefer gözüme o kadar iyi gelmedi ne bileyim.

Aksiyonun bol olduğu, heyecanın kesilmediği, güzel görüntülere sahip bir süper kahraman filmi. "Bir aksiyon filmi izleyeceğim" diyerek başlamalısınız ilk önce olaya. Yoksa öyle her filmde Inception'daki gibi mindfuck ögeleri bulmayı umarsanız süper kahraman filmi izleyemezsiniz. Yoksa ben de biliyorum başka gezegenden gelenlerin İngilizce'yi anlamasının imkansız olduğunu.

Bu tarz filmler hep güzeldir bana göre. İyi bir yönetmen olunca bambaşka oluyor tabii. Yere göğe sığdıramayacağım, "hadi oğlum şu filmi bi daha izleyelim" diyeceğim bir film olmadı. Ama kötü bir film olmadığı da ortada.

Bir de Henry Cavill'i  bu filmde bir ayrı sevdiğimi söylemeliyim. Gelecek filmde (Batman vs Superman) bu adamın karşısına Ben Affleck gibi birini çıkaracaklarını hala aklım almıyor. Çare Christian Bale. Bak yine kötü oldum.





The Conjuring

Hayatımda hiç bu kadar zor film izlememiştim. Bir daha korku filmlerine sinemada gitmek yok. Yazıyorum bunu bir kenara.

Hayır yanlış anlamayın korktuğumdan falan değil, aksine izlerken gülme krizine girdiğimden. Film çok güzeldi, gerek oyunculuklar gerek görüntüler çok başarılıydı. Kaliteli korku filmi, özellikle de exorcism filmi zor buluyoruz. Alıp bağrımıza falan basalım bari bunu.

Korkunç muydu? Evet. O kadar korkunç muydu? Hayır. Yerinde olmuştu bence efektler. Bir iki yerde yerimden hopladım, bir ara gözlerimi kapama isteği geldi. Ama diğer izleyenlerin tepkilerinden sanırsınız ki dünyanın en korkunç olayına şahit oluyorlar. Kapı gıcırdıyor çığlık, ışıklar gidiyor çığlık. Arkadaşlarım da bana diyorlar ki "Kızım sen nasıl korkmuyorsun?" omuz silkip diyorum bünye alışkın.

Filmin gerçek olup olmadığıyla da ilgili birkaç şey söyleyeyim. Paranormal olaylara karşı ilgiliyimdir. Hiçbir zaman inanıyorum ya da inanmıyorum demem. Güvendiğim tek şey bilimsel gerçeklerdir. Ama ilgiliyimdir yani. Arkadaşlar bu bir biyografi filmi olabilir, ama bir belgesel değil. İnternette bu filmdekilerle ilgili kanıtlar bulmanız gerçekliğini kanıtlamıyor. Daha önce birçok filmde de yaşandı aynısı. Kanıt niteliğini taşıyan bir sürü site, fotoğraf olmasına rağmen hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı sonradan. Eğlenmek için izleyin bunları, bilgi toplamak için değil.




Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın

Genelde izlediğim bütün kitap uyarlamalarından sonra hayal kırıklığına uğrarım. Film güzelse bile hayıflanırım kitaptaki şeyler eksikti diye. Bu filmde de eksik miydi? Eksikti.

Beyaz kıyafetler. "Black" ve" kırmızı". Anna. Hiroshima. Mr. Black. Ron. İcatlar...  başta yoklukları etkiler diye düşündüm. Etkilemedi. İnsanlar biraz uğraşınca oluyormuş demek ki. Filmden beklentim vardı haliyle, ama kitaptan farklı olacağını bilerek izledim. Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın gibi olağanüstü bir kitabın iki saat içine, yazarın o üslubu gibi derin bir şekilde sığdırmak zaten imkansızdı. Ama yönetmen ve senarist ellerinden gelenin en iyisini yapmış, belli. Mükemmel bir film olmuş.

Oyunculuklar en üst düzey, çekimler bir harikaydı. Filme koyamadıkları her ögeyi yönetmen bir şekilde tamamlamaya çalışmış. Normalde eleştirecek birçok şey bulurum, hele de izlediğim filmin bir kitabı varsa. Burada burun kıvırdığım tek şey Oskar'ın annesi oldu. Kitapta nasıl bir insan olduğu sizin vicdanınıza bırakılıyorken filmde tek yönlü gösterilmiş. Kitaplar ve filmler arasındaki en büyük fark da bu sanırım. Hayal gücü.

"Bu da kitabı kadar can yakıcı mıydı?" derseniz evet derim. Oskar'ın o masum suratını göz yaşları içinde görmek hele... cümleleriyle beni yerden yere vurdu kitaptaki gibi. Zaten Thomas Horn'u himayem altına alasım var, bir de böyle bir hikayede olunca daha da bir hüzünlü oldu. Bir yerden sonra göz yaşlarım tükendi.

Sonuç olarak, üşenmeyip filmi izlemeden önce kitabı okuduğum için şükrediyorum. Sizde mutlaka kitabını alıp okuyun, ardından da filmini izlemeyi sakın unutmayın. İkisi de birer başyapıt.





Friday, October 25, 2013

İnceleme: Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın



Kitap: Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın
Orijinal Adı: Extremely Loud and Incredibly Close
Yazar: Jonathan Safran Foer
Yayıncı: Siren Yayınları
Goodreads Puanı: 3.98 (180.240 oy)
Sayfa Sayısı: 366

“Göz kamaştırıcı fikirlerle dolu, zeka fışkıran bir roman.” – The New York Times

11 Eylül'de babasını kaybeden Oskar, birkaç sene sonra mavi bir vazonun içinde bir anahtar bulur… Anahtar babasına aittir ait olmasına da, New York şehrindeki 162 milyon kilitten hangisini açmaktadır?

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer, Günther Grass'ın Teneke Trampet'inden, Paul Auster'ın Ay Sarayı'ndan ve Italo Calvino'nun yazınındaki muzip dinamizmden izler taşıyan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın'da insanlık deneyimini şaşırtıcı tesadüfler, derin acılar, büyük yalnızlıklar, iç içe geçmiş hayatlar ve sınırsız bir yaşama sevinci merceğiyle konu ediyor. Amerika'da büyük ilgi gören ve ses getiren roman, akıcı dili, zengin anlatımı ve çığır açan tekniğiyle içinde yaşadığımız zamanların bir klasiği.

“Azıcık öpüşebilir miyiz?” dedim.
“Pardon?” dedi ama yüzünü geri çekmedi. “Benim sizden hoşlandığım gibi, sizin de benden hoşlandığınızı görebiliyorum.” “Bence iyi bir fikir değil bu,” dedi. Hayal kırıklığı 4. Neden, diye sordum. “Çünkü ben kırk sekiz yaşındayım, sen ise on iki,” dedi. “E?” “Ve evliyim.” “E?” “Ve seni tanımıyorum bile.” “Beni tanıyormuşsunuz gibi gelmiyor mu size yani?” Yanıt vermedi. “Kızaran, gülen, dine inanan, savaş açan ve dudaklarıyla öpüşen tek hayvan, insandır,” dedim. “Yani bir bakıma, ne kadar çok dudaktan öpüşürsen o kadar çok insansın demektir.” “Ya daha çok savaş açarsan?” Bu sefer yanıt veremeyen bendim. “Sen tatlı bir çocuksun,” dedi. “Delikanlı,” diye düzelttim. “Ama bence bu, iyi bir fikir değil.” “İyi fikir olmak zorunda mı?” “Bence zorunda.” 

“Hiç değilse bir resminizi çekebilir miyim?”

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, kayıplara, arayışlara, insan ilişkilerine, yalnızlığa, kalabalıklara, acıya ve coşkuya, içinde yaşadığımız şehirlerin labirentlerine, asla adresine ulaşamayan mektuplara, gece yarısı anlatılan masallara, rüyalara ve gerçeklere, söylenen ve asla söylenememiş sözlere dair çarpıcı, eğlenceli, sürprizli ve birazcık da sihirli bir roman. 

“Foer okurun elini insanlığın ve insan ilişkilerinin üstün güzelliğinin tam kalbine yerleştiriyor. Okuyun, hayatın nabzını hissedeceksiniz.” – 
Philadelphia Inquirer