Showing posts with label trailer. Show all posts
Showing posts with label trailer. Show all posts

Monday, September 15, 2014

Fragman Alarmı: The Hunger Games: Mockingjay Part 1


Herkesin merakla beklediği, zor dayanarak geri sayımını yaptığı fragman sonunda bizlerle.
Daha önce, Alaycı Kuş'un tanıtımı için spotlar ve fragmandan görüntüler yayınlanmıştı hatırlarsanız. Açıkçası, her ne kadar kimse Alaycı Kuş'u diğer iki kitap kadar sevmese de benim seride en sevdiğim kitap hep oydu. Yani evet, Ateşi Yakalamak biraz daha farklıydı ama Alaycı Kuş serinin koptuğu yer. Kayıplar, aksiyon, gerçeklik, savaş ve tabii ki devrim. İşte tam da bundan bahsediyorum.

Hatırlarsanız, temmuzun sonunda filmin teaser trailerı yayınlandı ve ben onu gözlerim fal taşı gibi açık izledim. Bir dakikalık videodan bile çok etkilenmiştim. Eğer izlemediyseniz siz ne yapıyorsunuz diye sormam gerekiyor. Buraya tıklayıp bahsettiğim şeyi izleyin, sonra devam edelim.

Teaser inanılmaz güzel, feci güzel peki ya yeni çıkan fragmanımız "The Mockingjay Lives" nasıl?
Yani... burada Açlık Oyunları serisinden bahsediyoruz. Gerçekçi olalım. Tabii ki güzel. Fragmanın sonunu getirdiğimde tüylerim diken dikendi. Team Gale kızı olarak, fragmanda Katniss'in değilde Peeta'nın önde tutulması birazcık sinirlerimi bozmuş olabilir tabii ancak bu filmde bol bol Gale ve Finnick göreceğiz. Umarım yönetmen, Ateşi Yakalamak'taki gibi favori Finnick sahnelerimden kısıp beni çıldırtmaz. 

Bir sözümde kadroya olsun, içimde kalmasın.
Lütfen castin güzelliği önünde diz çökebilir misiniz? Jullianne Moore mu desem Natalie Dormer mı desem yoksa Philip Seymour Hoffman mı bilemedim. Bu arada kendisini çok özlüyoruz. Sam Claflin, Liam Hemsworth ve ne olursa olsun sevgimin hiç dinmeyeceği, ayılıp bayıldığım hatun Jennifer Lawrence'dan bahsetme gereği duymuyorum artık. 

Açlık Oyunları'nı içeren her şey hakkında zaten heyecanlıyım, ama Alaycı Kuş için içimde ayrı bir mutluluk var, dediğim gibi, yeri diğerlerinden daha farklı bende. Part 2 de bol bol ağlayacağımı biliyorum, bu filmde de bolca çatışma sahnesi görüp koltuklara kitleneceğiz ancak ben Finnick ve Annie sahnelerinde de göz yaşı akıtmayı düşünüyorum açıkçası. Sonunda ne olacağını bildiğimden daha da bi' darallar basıyor. 

Neyse ben daha fazla uzatmadan, kendimi de gerilime sokmadan sizi fragmana yönlendireyim. Buyurun, aşağıdan izleyin. 21.11 çabuk gelsin.


Not: Lütfen Cressida'nın kusursuzluğuna odaklanabilir miyiz? 
Not not: Lütfen Finnick'in inanılmaz tatlılığına odaklanabilir miyiz?
Not not not: Lütfen Gale'in badassliğine odaklanabilir miyiz?
Not not not not: Katniss gerçekten de 17 yaşında gibi görünüyor!

Monday, April 15, 2013

Ateşi Yakalamak Günü!

Uzuuuuuuunca bir bekleyişin ardından bugün Ateşi Yakalamak'ın fragmanına kavuşmanın sevincini yaşıyorum! Eh, böyle güzel bir fragmanı da güzel bir yazıyla kutlamak gerekir değil mi?

Yönetmenin değiştiği ne kadar belli oluyor değil mi? Mükemmel, olağanüstü, anlatılmayacak derecede iyi bir film bizi bekliyor. Tek hayal kırıklığım Finnick'in gösterilmemesi oldu. Onu da asıl Trailer yayınlandığında göreceğiz umarım. Ah Gale... Heyecandan ne yapacağımı şaşırdım. Sabah erkenden kalkıp bilgisayarın başına geçmeme fazlasıyla değdi.

The Hunger Games sayfasının paylaşarak heyecanımızı doruklara yükselttiği o fotoğraflarla başlamak istiyorum:






Açlık Oyunları Serisi benim gibi birçok insanı derinden etkiledi. Sanırım benim üstümde en çok iz bırakan seriydi kendisi. Distopyalar her zaman hoşuma gitmiştir; ancak Açlık Oyunları çok başkaydı. Herkes için öyleydi. Bir anda fenomene dönüştü ve resimleri, şarkıları, kitapları etkiledi. Herkes ona yaraşır bir şeyler yapmaya çabaladı. Hakkında denemeler yazıldı, ek kitapları çıkartıldı. Hayranlarının fanartlarıysa en güzelleriydi herhalde.

 

 




Açlık Oyunları ağlattı, güldürdü, şaşırttı. Kalbin ve beynin sınır noktalarına ulaştı. İçindeki ögeler o kadar sade ve yerindeydi ki insan bir benzerini bulamıyor. 
Rue'nun ninnisi, Dar Ağacı... kaçınızı ağlattı, sarstı?


  

Finnick, Prim ve Rue öldüğünde kaçımız hıçkırıklara boğulmadık?
Annie'nin haline yandık, Katniss'e arka çıktık, Capitol'ü lanetledik. Duygularımıza işledi, kalbimizi ele geçirdi kitaplar. Kimimiz Peeta'yı sevdik, kimimiz Gale'i...
Her şeyiyle bir efsane oldu. İnsanların boyunlarına Alaycı Kuş broşu taktırdı, Çok Satanlar listesini ele geçirdi, kitapevlerinde izdiham yaşattı. Ve bitti. Ardından filmi geldi efsaneyi devam ettirmek adına. Hala tadı damağımızda, vizyon tarihi için gün sayıyoruz.
İnsanları böylesine derin duygular yaşatan Suzanne Collins'e sevgilerimi sunuyorum. Yarattığı dünya çok başka.