Showing posts with label on8. Show all posts
Showing posts with label on8. Show all posts
Monday, February 16, 2015
İnceleme: Kuyruklu Yıldız Eken Adam
Kitap: Kuyrukluyıldız Eken Adam
Yazar: Angela Nanetti
Yayıncı: ON8 Kitap
Goodreads Puanı: 4.33
Sayfa Sayısı: 152
İtalya’nın bir köyünde, herkes yaklaşan kuyrukluyıldızdan söz ediyordu. Böylesi, yıllardır görülmemişti. Ama kimse, göklerin bu makyajsız kraliçesini Arno kadar sabırsızlıkla beklemiyordu. Çünkü onun tek bir dileği vardı: Babasının eve dönmesi. Ancak, ne kardeşi onun kadar önemsiyordu bu dileği, ne de annesi Myriam. Hayatları, onları seven ama kendi prensiplerinden ötesini görmeyen bir adamın yakınında sürerken, köydeki terk edilmiş kulübenin bacası yeniden tütmeye başladı…
Bazen, sadece bize anlatılanın güzelliğiyle ayakta kalmak isteriz. Bazen hayatı, sadece hayallerimizin aydınlattığı kadarıyla görmektir bize iyi gelen. Umutla mutluluk yan yana yürüdüğünde, o yolu başkalarının, kendi doğrularıyla çizmesini istemeyiz. Gerçeklerin yükünü öykülerle hafifleten Angela Nanetti, büyülü bir anlatımla kaleme aldığı romanında soruyor: Mutluluğun ne kadarı uyum ve kabulleniştir, ne kadarı hayal ve arayış?
Saturday, November 29, 2014
İnceleme: Aleve Dokunmak/Touch the Flame
Kitap: Aleve Dokumak
Orijinal Adı: Touch the Flame
Yazar: Zoran Drvenkar
Yayıncı: ON8
Goodreads Puanı: 3.58
Sayfa Sayısı: 251
Babamın ne düşündüğünü bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. Tek bildiğim, kilometreleri tek bir
hedefe, birbirimizden ayrılmak hedefine ulaşmak için yutacağımız ve yol boyunca susacağımız. Ben tespihböceği gibi içime kapanmış, walkmanimi dinliyorum; babam da kolunu camdan sarkıtmış, aynalı güneş gözlüklerinin ardından, akmakta olan manzaranın zevkini sürüyor. Mükemmel bir takımız biz.
Lukas, annesinin ısrarı üzerine, yedi yıldır görmediği babasıyla bir hafta geçirmeyi kabul eder. Yüklendiği tek bir sırt çantası ve bin çelişkili duyguyla çıkar yola: Bol kırgınlık, bol merak, belleğin
izin verdiği oranda da eser miktarda sevgi. Zaten bu evlere şenlik baba ve onun kara mizah dolu ailesiyle yüzleşirken, ne hissettiklerinden bir şey anlar insan, ne de düşüncelerinden. Berlini Hamburga bağlayan karayolu, kulaklıklardan sızan U2 tınılarını dinlerken, belki de en ilginç ikililerden birine ev sahipliği yapıyor... ve okur daha bir olaya, bir duyguya bile kendini kaptıramadan, karamboller art arda sıralanıyor.
Babasından uzak büyümüş bir oğul, ailesini terk etmiş bir baba. Belki de son kez görüşecekler.
Üstelik, bu ailenin sözü edilmez bir karanlık geçmişi var ki, dalıverdikleri akla zarar kovalamacayı
ve havada uçuşan yumrukları açıklamaya yetiyor... Alman edebiyatının özgün sesi, Onlardan Birinin sevilen yazarı Zoran Drvenkar, yine zamanı akışına yabancılaştırırken soruyor: İki yabancının birbirini tanımak için kaç güne, kaç kilometreye ihtiyacı olabilir?
Tuesday, September 30, 2014
İnceleme: Onlardan Biri/Cengiz&Locke +Çekiliş

Kitap: Onlardan Biri
Orijinal İsmi: Cengiz&Locke
Yazar: Zoran Drvenkar
Yayıncı: ON8 Kitap
Goodreads Puanı: 3.92
Sayfa Sayısı: 361
5 yaşam 5 günde nasıl değişebilir?
"Derken, babanın neye baktığını çakıyorsun. Eline. Tuttuğun silaha. Bakışı tekrar sana odaklanıyor. Cengiz’e. Orada dikilene. Cengiz’e. Şimdi ne yapacağını merak eden kişiye. / Baban ayaklarının dibine tükürüyor ve seni daha fazla dikkate almadan yanından geçip gidiyor. / Peşinden bakıyorsun. / Hayatın biraz önce yanından geçip gitti. Sen geride kaldın ve ölmüş olmayı diliyorsun, hiçbir şeyi dilemediğin kadar."
Önce çaresizlik mi vardı, şiddet mi? Yoksa bu, iç içe geçmiş bir sarmal mı? Her şey bir silah tarama sesiyle başlıyor. Sevgisiz büyümenin ve sürekli kendini ispatlama çabasının içinde ayrıştırılması mümkün olmayan, çıkışı da kolay kolay bulunmayan karanlık yollar, Drvenkar’ın romanında hayat buluyor.
Almanya’da yaşanan göçmenlik sorununa sokak cephesinden yaklaşan roman, dağılan Yugoslavya’nın yarattığı yeni göçmen gruplarını, sorunlu dil ve entegrasyon süreçlerini, bağımlılık ve şiddetin hem kurbanı hem yaratıcısı olmak ikilemini, birbirleriyle ilişkilerini ve aile sorunlarını, “çekip gitmek” ve mekânını sahiplenmek çıkmazını, büyük kent kıskacında “genç olmayı” çok katmanlı ve ustaca işliyor. Çete savaşlarının, ihanetin öldüremediği bir şey varsa, o da dostluk.
Avrupa edebiyatının genç ve özgün sesi Zoran Drvenkar, metropolün yuttuğu Cengiz, Bukle, Krca,
Marco, Jasmin ve diğerlerinin iç dünyasına ayna tutuyor: Bizden misin, onlardan mısın?
Subscribe to:
Posts (Atom)



