Showing posts with label inceleme. Show all posts
Showing posts with label inceleme. Show all posts

Sunday, March 19, 2017

Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan


anayurt oteli ile ilgili görsel sonucu


Kitaba ait bir değerlendirme yazısı okuduysanız ya da yorum yapan birini duyduysanız "Ne ölüyüm ne sağım," cümlesini de illa fark etmişsinizdir. Kitabın ilk yarısında, romandan çıkartılanın yalnız bu cümle olmasına üzülmüştüm; ancak kitap bittikten sonra "Ne ölü ne sağ" tanımından başka bir şey söylenmesi için inanın çok derin bir nefes alınması gerekiyor.

Öncelikle şunu söylemeliyim, kitap neyi anlatırsa anlatsın Yusuf Atılgan'ın diline hayran olmamam imkansızdı. Yazar olarak gözümde çok büyük bir yere ilişti Atılgan. Kullandığı anlatım tekniği, başlarda yorucu olsa da, oldukça etkileyiciydi. Ayıca anlattığı konuyla da bütünleşmiş bir kalemi vardı.

Anayurt Oteli, Zebercet'in öyküsü. İşlettiği otele bir kadının gelmesiyle Zebercet'in obesefif olarak adlandırabileceğimiz davranışları değişime uğruyor. Zebercet'in iç dünyasına girmeye başlıyorsunuz yavaş yavaş. Sonrasında ise ne olacağı hiç bilinmiyor.

“Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak.” 

Kitap, herhangi bir şey okuyayım kafasıyla yaklaşıldığında biraz havada kalabilir. En azından ben kitabın üçte birlik kısmından sonra hikayenin içine girmekte zorlandım. Anlatılan olay örgüsü "Zebercet böyle hissetti, şu ve bu etkenler yüzünden şöyle yaptı" tarzı bir örgüden biraz uzak. Kitaba kendinizi vererek okumanız için:
-Her şeyi kaldırabilecek
-Okuduğunu anlayabilecek
-Anlatılanları hem teknik hem anlam bakımından kavrayabilecek bir havada olmanız gerekiyor bana kalırsa. En azından ben, bu tarz bir ruh halinde olmadığım zamanlar kitabın içine gitemedim.

Anayurt Oteli'nin biraz şaşırtan ve beni kendine bağlayan yanı, psikolojik bir bozukluğu Türk edebiyatında sıkça görnediğimiz bir tarzda aktarması oldu. Belli kısımlarda Zebercet'in ruh halini, onu bu hale getiren etkenleri ve ne sonuçlar doğurabileceğini düşündüm. Kitabı derinleştiren kısım da buydu sanırım.

“Dayanılacak gibi değildi bu özgürlük.” 

Bazı açılardan (biraz akıcılık, biraz da açıklık) beklediğim başarıya ulaşmamış olsa da biraz kitap okuma geçmişi olan, psikolojik romanları seven insanlara tavsiyemdir. Türk edebiyatının gözden kaçmaması gereken bir eseri. Bundan sonra Aylak Adam elime geçtiğinde onu da heyecanla okuyacağıma eminim. 

Thursday, April 9, 2015

İnceleme: Yıldız Tozu/Stardust


Kitap: Yıldız Tozu
Orijinal Adı: Stardust
Yazar: Neil Gaiman
Yayıncı: İthaki Yayınları
Goodreads Puanı: 4.04 (196.560 oy)
Sayfa Sayısı: 304


Neil Gaiman'dan büyüklere masallar

Kraliçe Victoria devrinin şafağında, Perili Ülke ile kendisini ayıran taş duvardan adını alan Duvar Köyü'nde yaşam olanca sakinliğiyle akmaktadır...
Her dokuz yılda bir Perili Ülke'de bir panayır düzenlenir ve bu zamanın dışında duvardaki tek delikten geçmek kesinlikle yasaktır.
Duvar Köyü'ndeki genç Tristran Thorn, gerçek aşkı Victoria Forester'da bulduğuna kesinlikle emindir. Oysa Victoria ulaşılmaz biridir, bir ekim akşamı gökyüzünde kaydığını gördükleri yıldız kadar uzak...
Victoria'nın kalbini kazanmak uğruna Tristran kaymış yıldızı bulacağına ve sevdiği kıza getireceğine yemin eder. Bu yemin Tristran'ı duvarın öte yanındaki Perili Ülke'ye, hayal bile edemeyeceği tuhaflıklar, en sinsi düşmanlar, yolu üzerinde beklenmedik dostlar ve umulmadık hazineler barındıran bir diyara yöneltecek. Oraya mum ışığında varmak, yolda Gönlünün Muradı'nı bulmak ve yüreğindeki gerçeği keşfetmek de Tristran'ın ödülü olacak...

Thursday, February 19, 2015

İnceleme: Superman, Yeni Dünya/Earth One



Kitap: Superman: Yeni Dünya (Vol 1)
Orijinal Adı: Superman: Earth One, Vol1
Yazar:  
Çizer: Shane Davis
Yayıncı:  Yapı Kredi Yayınları
Goodreads Puanı: 3.88 (9.558)
Sayfa Sayısı: 136


ÇELİK ADAM, YENİ BİR NESİL İÇİN HİKÂYESİNİ BİLDİĞİNİZİ ZANNEDİYORSUNUZ.

Clark Kent farklıydı. Uçabiliyordu. Duvarların arkasını görebiliyordu. Bakışıyla nesneleri yakabiliyordu. Ölümlüler arasında bir tanrıydı. Ama yalnız ve amaçsızdı.
Çoğu yirmi yaşındakiler gibi hayatıyla ne yapmak istediğini bilmiyordu. İstediği şeyi seçebilirdi: spor, bilim, finans sektörü veya medya. Sadece gökyüzüyle sınırlıydı... eğer güçlerini ve gerçek kimliğini dünyadan saklarsa. 
Uzak gezegenlerden gelen gemilerle gökyüzü karardığında ve Dünya’nın varlığı tehlikeye girdiğinde, Clark hayatının en zor kararını vermek zorunda kalacaktı: bütün insanlığın gözlerinin önünde ortaya çıkmak ve normal bir yaşam şansını sonusuza dek feda etmek... ya da dünyanın yok olmasına izin vermek. 
Yazar J. Michael Straczynski, Krypton gezegeninin son evladının hikâyesini modern zamanlara taşıyor ve kendi gezegenini yok eden yabancı güçten insanlığı kurtarmak için verdiği savaşı anlatıyor. Çizer Shane Davis ile beraber, Straczynski çok farklı bir SUPERMAN sunuyor.


Tuesday, February 17, 2015

İnceleme: Beni Asla Bırakma/Never Let Me Go


Kitap: Beni Asla Bırakma
Orijinal Adı: Never Let Me Go
Yazar: Kazuo Ishiguro
Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları
Goodreads Puanı: 3.79 (225.509)
Sayfa Sayısı: 271


Yatılı okul Hailsham'ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, Hailsham'dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spora ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar.

Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan Beni Asla Bırakma'da, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.


Monday, February 16, 2015

İnceleme: Kuyruklu Yıldız Eken Adam


Kitap: Kuyrukluyıldız Eken Adam
Yazar: Angela Nanetti
Yayıncı: ON8 Kitap
Goodreads Puanı: 4.33
Sayfa Sayısı: 152


İtalya’nın bir köyünde, herkes yaklaşan kuyrukluyıldızdan söz ediyordu. Böylesi, yıllardır görülmemişti. Ama kimse, göklerin bu makyajsız kraliçesini Arno kadar sabırsızlıkla beklemiyordu. Çünkü onun tek bir dileği vardı: Babasının eve dönmesi. Ancak, ne kardeşi onun kadar önemsiyordu bu dileği, ne de annesi Myriam. Hayatları, onları seven ama kendi prensiplerinden ötesini görmeyen bir adamın yakınında sürerken, köydeki terk edilmiş kulübenin bacası yeniden tütmeye başladı…

Bazen, sadece bize anlatılanın güzelliğiyle ayakta kalmak isteriz. Bazen hayatı, sadece hayallerimizin aydınlattığı kadarıyla görmektir bize iyi gelen. Umutla mutluluk yan yana yürüdüğünde, o yolu başkalarının, kendi doğrularıyla çizmesini istemeyiz. Gerçeklerin yükünü öykülerle hafifleten Angela Nanetti, büyülü bir anlatımla kaleme aldığı romanında soruyor: Mutluluğun ne kadarı uyum ve kabulleniştir, ne kadarı hayal ve arayış?



Sunday, February 15, 2015

İnceleme: Karanlıkta Buldum Seni/Find You in the Dark


Kitap: Karanlıkta Buldum Seni
Orijinal Adı: Find You in the Dark
Yazar: A. Meredith Walters
Yayıncı: GO! Kitap
Goodreads Puanı: 4,03 (21.235 oy)
Sayfa Sayısı: 456


“Sen beni karanlıkta buldun ve kendimden kurtardın. Seni sonsuza dek seveceğim.”

Maggie Young, kendi deyimiyle, küçük bir kasabada, süper not ortalaması ve sıradan okul aktiviteleriyle yaşayıp giden sıradan bir kızdır. Normal bir ailesi, normal bir okulu, normal arkadaşları, kısacası normal bir hayatı vardır. On sekiz yaşına girmek için gün sayan Maggie, artık sıra dışı bir şeyler yaşamak, tutkuyla sevebileceği bir şeylere sahip olmak ister. VE KADER KARŞISINA CLAYTON REED’İ ÇIKARTIR…
Clayton Reed. Kasabadaki yeni çocuk. Kimseye yüz vermeyen gizemli yakışıklı. Geçmişinden kaçıp sığındığı bu küçük kasabada, her şeyden ve herkesten uzak durmaya kararlı. MAGGIE HARİÇ…
Herkesten köşe bucak kaçan Clayton, dış dünyayla arasına kalın duvarlar örse de Maggie o duvarların ardında neler olup bittiğini öğrenmeye kararlıdır. Çünkü tanıdığı hiç kimseye benzemeyen bu gizemli yabancıya deliler gibi âşık olmuştur. Ama o duvarların ardında yaşananlar Maggie’nin tahmin edebileceğinden çok daha korkunçtur. Clayton çok geçmeden adeta bir kelebek gibi Maggie’nin ışığına kapılıp özgürleştiğini sanır, Maggie ise Clayton’ın karanlığına hapsolur. Gün geçtikçe büyüyen bu karanlık, ikisini de yavaş yavaş yutarken onlar aşklarının her şeyin üstesinden geleceğine inanmaya devam eder. Çünkü delice bir aşktır onlarınki. Ya da belki sadece delilik…


Sunday, February 8, 2015

İnceleme: Batman, Baykuşlar Divanı


Kitap: Batman, Baykuşlar Divanı (Vol 1)
Orijinal Adı: Batman, Vol 1: The Court of Owls
Yazar: Scott Snyder
Çizer: Greg Capullo, Jonathan Glapion
Yayıncı: JBC Yayıncılık
Goodreads Puanı: 4.28
Sayfa Sayısı: 179


Batman Gotham Şehri'nin Baykuşlar Divanı ile ilgili hikayeleri duymuştu. Gölgeler içinde buluşup, bir yırtıcı gece kuşunu kartvizitleri olarak kullanan bu güçlü örgütün üyeleri, Gotham'ın gerçek hükümdarlarıydı. Ancak Kara Şövalye bu hikayeleri dedikodu ve kocakarı masalı olarak değerlendirmişti. Gotham onun şehriydi.

Şimdiye kadar.

Vahşi bir suikastçı, jilet gibi keskin pençelerini şehrin en iyi, en aydın insanlarına aynı zamanda en tehlikeli ve en ölümcül olanlara saplıyıyordu. Eğer karanlık efsaneler gerçekse suikastçının efendileri, Batman'in hayal dahi edemeyeceği kadar kudretli birer yırtıcıydı - ve her yerde yuvaları vardı…


Thursday, February 5, 2015

İnceleme: Kuyucaklı Yusuf


Kitap: Kuyucaklı Yusuf
Yazar: Sabahattin Ali
Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları
Goodreads Puanı: 4.07 (2.766 oy)
Sayfa Sayısı: 221


"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu."

Kuyucaklı Yusuf, Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yasadığı lirik aşk hikayesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.

Sabahattin Ali büyük romanı Kuyucaklı Yusuf'ta lirik ve romantik bir kahramanın yanı sıra, zalim ve ağulu bir taşra portresini bütün aktörleriyle gözümüzde canlandırır.



Saturday, January 31, 2015

İnceleme: Simyacı/The Alchemist


Kitap: Simyacı
Orijinal Adı: O Alquimista
Yazar: Paulo Coelho
Yayıncı: Can Yayınları
Goodreads Puanı: 3.76 (936.111 oy)
Sayfa Sayısı: 186


Simyacı, Brezilya'lı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho'nun, yayınladığı 1988 yılından bu yana dünyayı birbirine katan, eleştirmenler tarafından bir 'fenomen' olarak değerlendirilen üçüncü romanı. Simyacı, altı yılda kırk yedi milyondan fazla sattı. Bu, Gabriel Garcia Marquez'den bu yana görülmemiş bir olay. Yüreğinde, çocukluğunu yitirmemiş olan okurlar için bir 'klasik' kimliği kazanan Simyacı'yı Saint-Exupéry'nin Küçük Prens'i ve Richard Bach'ın Martı Jonathan Livingston'u ile karşılaştıranlar var (Publishers Weekly). Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır Piramitleri'nin eteklerinde, hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü. Sanki bir 'nasihatname': 'Yazgına nasıl egemen olacaksın, mutluluğunu nasıl kuracaksın?' sorularına yanıt arayan bir hayat ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen romanın altı yılda, kırk yedi milyondan fazla okur bulmasının gizi, kuşkusuz, onun bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken, güneşin doğuşunu seyretmek için, şafak vakti uyanmaya benziyor.


Wednesday, January 28, 2015

İnceleme: Sineklerin Tanrısı/Lord of the Flies



Kitap: Sineklerin Tanrısı
Orijinal Adı: Lord of the Flies
Yazar: William Golding
Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları
Goodreads Puanı: 3.60 (1.257.260 oy)
Sayfa Sayısı: 261


"Sineklerin Tanrısı, günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir. Konusu, R.M. Ballantyne'ın Mercan Adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini gözönüne sermek amacıyla Mercan Adası'ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yönde gelişir. Uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken Sineklerin Tanrısı; daha çok Conrad'ın kısa romanı Karanlığın Yüreği'ni andırır. Golding'in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı Kurtz gibi, uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. Bu yönüyle Sineklerin Tanrısı'nın Mercan Adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır."


Tuesday, January 27, 2015

İnceleme: Fırsatçı/The Opportunist


Kitap: Fırsatçı (Love Me with Lies #1)
Orijinal Adı: The Opportunist
Yazar: Tarryn Fisher
Yayıncı: Aspendos Yayınları
Goodreads Puanı: 4.25 (28.203 oy)
Sayfa Sayısı: 316

Kalbini sadece bir kez verebilirsin; ondan sonraki her şey ilk aşkının peşinden gelir.

Her fırsattan istifade etmesiyle bilinen sivri dilli Olivia Kaspen, akılsızca çekip gitmesine izin verdiği eski erkek arkadaşı Caleb Drake ile şans eseri karşılaşınca kendisini ilk aşkıyla ikinci bir şans isterken bulur.

Caleb'ın hafızasını kaybettiğini öğrenen Olivia, onu geri kazanmak için ne kadar ileri gidebileceğine karar vermelidir. Ancak gerçek kimliğini ve kötü geçmişlerini gizli tutmaya çalışan Olivia'nın en büyük engeli Caleb'ın kurnaz yeni kız arkadaşı, Leah Smith'tir.

Böylece bu iki hırslı kadın arasında kendilerini hatırlamayan bir adamı elde etmek için girdikleri vahşi bir mücadele başlar. Ama çok geçmeden Olivia, bir zamanlar kendisinin olanı almak için savaşırken yalanlarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Peki, aşk her şeyi affeder mi?


Monday, January 26, 2015

İnceleme: Labirent:Ölümcül Kaçış/The Maze Runner


Kitap: Labirent: Ölümcül Kaçış (Maze Runner #1)
Orijinal Adı: The Maze Runner (Maze Runner #1)
Yazar: James Dashner
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 4.02 (353,657 oy)
Sayfa Sayısı: 408


Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur.

Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır.

Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.



Saturday, January 24, 2015

İnceleme: Crank



Kitap: Crank (Crank #1) 
Yazar: Ellen Hopkins
Yayıncı: Simon&Schuster
Goodreads Puanı: 4.15 (77.735 oy)
Sayfa Sayısı: 537


This is a story about a monster.

Not a dragon or a mythological beast, but a very real, very destructive monster--crystal meth--that takes hold of seventeen-year-old Kristina Snow and transforms her into her reckless alter-ego Bree. 

Based on her own daughter's addiction to crystal meth, Ellen Hopkins' novel-in-verse is a vivid, transfixing look into teenage drug use. Told in Kristina's voice, it provides a realistic portrayal of the tortured logic of an addict.



Monday, January 19, 2015

İnceleme: Alaska'nın Peşinde/Looking For Alaska



Kitap: Alaska'nın Peşinde
Orijinal Adı: Looking For Alaska
Yazar: John Green
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 4.18 (486.629)
Sayfa Sayısı: 320


İlk içki, ilk şaka, ilk dost, ilk aşk, son sözler...


Miles Halter, ünlülerin son sözlerine bayılan, sıradan bir gençtir. Evindeki güvenli hayata katlanamadığından François Rabelais'nin ölmeden hemen önce "Büyük Belki" olarak betimlediği bilinmezin ne olduğunu bulabilmek için yatılı okula yazılır. Onu Culver Creek Lisesi'nde, aralarında Alaska Young da olmak üzere pek çok şey beklemektedir. Zeki, komik, son derece seksi ama bir o kadar perişan halde olan Alaska, Miles'ı kendi labirentine sürükleyecek ve "Büyük Belki" arayışında ona yol gösterecektir.

Michael L. Printz Ödülü'ne layık görülen Alaska'nın Peşinde, bir hayatın başka bir hayat üstünde ne kadar kalıcı izler bırakabildiğini muhteşem bir dille anlatıyor. Pek çok ödül sahibi John Green'in bestseller olan bu kitabı, çağdaş kurgu kitaplar arasında çığır açan yepyeni bir ses.




Friday, January 16, 2015

Film Arası: Lucy


Film: Lucy
Yönetmen: Luc Besson
Oyuncular: Scarlett Johansson, Morgan Freeman, Min-sik Choi, Amr Waked
IMDb Puanı: 6,4
Yılı: 2014


Scarlett Johansson ve Morgan Freeman'ın baş rollerini paylaştığı Lucy, sinemaya girdiğinde büyük yankı uyandırmıştı. Aslında, vizyondayken izlemek istemiştim ancak olumsuz yorumlar okumaya başlayınca hevesim kırılmıştı ve sonunda vazgeçmiştim. Bugün, hazır boş zamanım varken oturup izleyeyim dedim. Bilim-kurgu türünde, aksiyon dolu bir filme ihtiyacım vardı.

Filmin konusu, genel olarak "İnsan, beyninin %100'unu kullansa ne olurdu?" sorusundan yola çıkarak yazılmış. Lucy, vücuduna doğrudan karışan bir uyuşturucu madde nedeniyle yavaş yavaş beyninin kapasitesini zorluyor. Kabiliyetleri ve algısı değişiyor, gelişiyor, yeni yetenekler kazanıyor. Aynı zamanda, onu insan yapan duygular sönmeye başlıyor. 

İnceleme: Marslı/The Martian


Kitap: Marslı
Orijinal Adı: The Martian
Yazar: Andy Weir
Yayıncı: İthaki Yayınları
Goodreads Puanı: 4.36 (56.162 oy)
Sayfa Sayısı: 416

Altı gün önce, Mark Watney Mars'a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

"Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip."
-Hugh Howey, Wool serisinin yazarı-

"Sürükleyici… Defoe'nun Robinson Crusoe'su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi."
-Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı-

"Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden."
-John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı-

"Andy Weir'in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı -başka bir kitap hakkında hiç böyle bir şey söylemedim- edebi anlamda da elden bırakmak mümkün değil." 
-Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı-

"Marslı aklımı başımdan aldı!"
-Ernest Cline, Başlat romanının yazarı-

"Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı."
-Library Journal-


Monday, January 12, 2015

İnceleme: Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar


Kitap: Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar
Orijinal Adı: And the Hippos Were Boiled in Their Tanks
Yazar: Jack Kerouac / William S. Burroughs
Yayıncı: Sel Yayıncılık
Goodreads Puanı: 3.70 (5.461 oy)
Sayfa Sayısı: 147


Şu an elinizde tuttuğunuz, bir suç romanı ve gerçek bir öykü.
1944 yılında Jack Kerouac ile William Burroughs bir cinayeti örtbas etme suçundan tutuklandılar; bir arkadaşları bir diğerini bıçaklamış ve gelip bunu onlara anlatmıştı. Ama hiçbiri olayı polise bildirmemişti.

O zamanlar henüz tanınmayan yazarlar olan ikili, bu cinayeti romanlaştırmaya karar verdiler. New York'ta sürekli içen, birbirlerinin evinde yatıp kalkan, uyuşturucu kullanan bir çevrede çok yakın iki dost olan Kerouac ile Burroughs, 1944 yazını bu romanı yazarak geçirdiler. Kitap, yazarlık kariyerlerinin başlama vuruşu oldu. Altmış yılı aşkın bir süre yayınlanmayan Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar, bu çok önemli iki "beat" kuşağı yazarının hayatına ışık tutuyor.




Friday, January 9, 2015

Film Tavsiyesi: Side Effects


Film: Acı Reçete
Orijinal Adı: Side Effects
Yönetmen: Steven Soderbergh
Oyuncular: Jude Law,  Channing Tatum, Ronney Mara, Catherine Zeta-Jones
IMDb Puanı: 7,1
Yılı: 2013


Beğendiğim oyuncuların filmlerini arşivlemek gibi bir huyum vardır. 
Sevgili Channing Tatum da daha çok görmek istediğim aktörlerden olduğu için, ilgimi çeken her filmi bilgisayarımda duruyordu. Side Effects de bunlardan biriydi; ancak film hakkında, Tatum'ın oynadığı gerçeğinden başka en ufak bir bilgim yoktu. Ve şu an bundan utanıyorum...

Arkadaşımla romantik, tatlı bir film izleyelim derken kendimizi Side Effects'te bulduk. Ne alaka derseniz, cevabını biz de bilmiyoruz.
İzleme nedenimiz aslında filmin afişiydi, çünkü afişe bakınca gördük ki filmde Tatum'dan daha ilgi çekici insanlar varmış. Kimden mi bahsediyorum? Jude Law, Rooney Mara ve Catherine Zeta-Jones'tan tabii ki.

Filme kafamızda çok farklı senaryolarla başladık. "Aşk üçgenleri, aldatmalar, yeni aşklar ana temayı oluşturuyordur," dedik. 
Hayatımda hiç bu kadar yanılmamıştım...

Thursday, December 4, 2014

İnceleme: Fangirl


Kitap: Fangirl
Yazar: Rainbow Rowell
Yayıncı: St. Martin's Press
Goodreads Puanı: 4.20 (124.653)
Sayfa Sayısı: 445

From the author of the New York Times bestseller Eleanor & Park.

A coming-of-age tale of fan fiction, family and first love. 

Cath is a Simon Snow fan.

Okay, the whole world is a Simon Snow fan...

But for Cath, being a fan is her life—and she’s really good at it. She and her twin sister, Wren, ensconced themselves in the Simon Snow series when they were just kids; it’s what got them through their mother leaving.

Reading. Rereading. Hanging out in Simon Snow forums, writing Simon Snow fan fiction, dressing up like the characters for every movie premiere.

Cath’s sister has mostly grown away from fandom, but Cath can’t let go. She doesn’t want to.

Now that they’re going to college, Wren has told Cath she doesn’t want to be roommates. Cath is on her own, completely outside of her comfort zone. She’s got a surly roommate with a charming, always-around boyfriend, a fiction-writing professor who thinks fan fiction is the end of the civilized world, a handsome classmate who only wants to talk about words... And she can’t stop worrying about her dad, who’s loving and fragile and has never really been alone.

For Cath, the question is: Can she do this?

Can she make it without Wren holding her hand? Is she ready to start living her own life? Writing her own stories?

And does she even want to move on if it means leaving Simon Snow behind?