Saturday, October 18, 2014

Anime Tavsiyesi: Tokyo Ghoul


Anime: Tokyo Ghoul
Tür: Aksiyon, Gizem, Doğaüstü, Dram, Psikolojik
Bölüm Sayısı: 12/12
Yapım Yılı: 2014



Bu sene mangadan animeye uyarlanan Tokyo Ghoul, kısa sürede büyük bir popülerliğe ulaştı ve birçok anime hayranı tarafından da oldukça sevildi. Özellikle Tumblr kullanıcıları animeye fazlasıyla ilgi gösterdi.
Hal böyle olunca, bende merak etmiştim seriyi, yine de izlemeyi sürekli olarak erteliyordum. Çok yakın bir arkadaşım da animeyi izlemem gerektiğini söyleyince zamanının geldiğini düşündüm ve başladım Tokyo Ghoul'a.


Konusu kısaca şöyle:

Kaneki adlı baş karakterimiz bir kahve dükkanında Rize isimli bir kadınla tanışır. Kaneki'nin Rize'ye karşı duyduğu ilgi gözle görülür şekilde ortadadır. İkisi bir buluşma ayarlar. Rize eve dönerken, Kaneki kız tarafından saldırıya uğrar. Rize, son zamanlarda her yerde insanların karşısına çıkan, insan etiyle beslenen doğaüstü yaratıklardan biridir. Rize, Kaneki'yi yemek üzereyken kızın üzerine demir yığınları düşer ve onların altında ezilir. Kaneki de kritik durumda hastaneye kaldırılır, oradaki doktor Rize'nin organlarını Kaneki'ye nakleder. Bunun ardından Kaneki kendini olağandışı şeyler hissederken bulur; kana ve ete duyduğu açlık gibi. 


Friday, October 10, 2014

İnceleme: Batman: Pelerinli Süvariye Ne Oldu?/Whatever Happened to the Caped Crusader?



Kitap: Batman: Pelerinli Süvariye Ne Oldu?
Orijinal Adı: Batman: Whatever Happened to the Caped
Crusader?
Yazar: Neil Gaiman
Çizer: Andy Kubert
Yayıncı: JBC Yayıncılık
Goodreads Puanı: 3.92 (9. 768 oy)
Sayfa Sayısı: 128

Ben öldüm mü?"
"Henüz değil."
"Öyleyse bana neler olup bittiğini anlat."
"Sen dünyanın en büyük dedektifisin, Bruce.
Neden kendin çözmüyorsun?"

O Gotham şehrinin koruyucusu, onun intikamcı ruhu, onun Kara Şövalye'si. Yıllarca şehrin sokaklarının güvenliğini sağlamak için tek kişilik bir savaş sürdürdü. Ama bu gece savaş en son ve en büyük kurbanını aldı…

Batman'in kendisini…

Maskeli İnsan Avcısı, doğduğu yer olan Crime Ara Sokağı'nda bir tabutta yatıyor. En yakın arkadaşları ve en ölümcül düşmanları ona son kez saygılarını sunmak için bir araya geliyor. Her biri tanıdıkları Batman hakkında çok farklı bir hikâye anlatıyor. Nasıl yaşadığını ve Nasıl öldüğünü. Kara bir siluet, gecenin içindeki bir gölge gibi ölünün anılmasını izliyor. Bu kahramanların ve kötü adamların anlattıkları birbiriyle çelişen öykülerin hepsinin doğru olamayacağını biliyor. Gece bitmeden önce, tabutun kapağı Batman'in üstüne sonsuza dek kapanmadan önce, bu soruya cevap vermesi gerekiyor:

Pelerinli süvari'ye Ne Oldu?

Kara Şövalye'nin tarihinin onlarca yılını unutulmaz bir hikâyeye dokuyan usta hikâyeci, çok satan yazar Neil Gaiman (Sandman, Caroline, American Gods) ve çizgi roman süperstarı Andy Kubert (X-Men, Captain America, BATMAN) bir Amerikan simgesine dokunaklı bir bakış sunuyorlar.



İnceleme: Linger


Kitap: Linger  (The Wolves of Mercy Falls #2)
Yazar: Maggie Stiefvater
Yayıncı: Scholastic Press

Goodreads Puanı: 3.94 (97.688 oy)

Sayfa Sayısı: 360


The astonishing #1 New York Times bestseller.

In Maggie Stiefvater's Shiver, Grace and Sam found each other. Now, in Linger, they must fight to be together.


For Grace, this means defying her parents and keeping a very dangerous secret about her own well-being. 

For Sam, this means grappling with his werewolf past . . . and figuring out a way to survive into the future. 

Add into the mix a new wolf named Cole, whose own past has the potential to destroy the whole pack. And Isabelle, who already lost her brother to the wolves . . . and is nonetheless drawn to Cole.



Thursday, October 9, 2014

İnceleme: The 100


Kitap: The 100 (The Hundred #1)
Orijinal Adı: The 100/The Hundred  (The Hundred #1)
Yazar: Kass Morgan
Yayıncı: Go! Kitap
Goodreads Puanı: 3.47 (5.140 oy)
Sayfa Sayısı: 297

İNSANLIĞIN GELECEĞİ ONLARIN ELİNDE

Yaşanan nükleer felaket dünyanın sonunu getirmiş, bu büyük felaketten sağ kurtulan insanlar 300 yıl boyunca Dünya'nın yörüngesindeki bir uzay gemisinde varlıklarını sürdürmüştür.

Tükenmeye yüz tutan kaynaklarla koloniyi ayakta tutmaya çalışan yöneticiler, nüfusu kontrol altında tutmak için en sert tedbirleri almakta, hafif suçlar için bile idam cezası uygulanmaktadır. Öyle ki çocuk suçlular on sekiz yaşına geldiklerinde idam edilmektedir. Ama ölümlerini bekleyen bu gençlerin artık çok önemli bir görevi vardır. Gözden çıkarılmış genç suçlulardan oluşan 100 kişilik bir ekip, geçen zaman içinde yerleşime hazır hale gelip gelmediğini test etmek için Dünya'ya gönderilecektir.

Koloninin geleceği, onların elindedir. Bu onlar için ya ikinci bir şans ya da bir intihar görevi olacaktır. 100 ekibi farklılıklarını, geçmiş hesaplaşmalarını bir kenara bırakıp birleşmeli ve bilinmezlerle dolu Dünya'da hayatta kalmaya çalışmalıdır. Ama ihanetler, sırlar, henüz bitmemiş ve yeni başlayan aşklar bir bir gün yüzüne çıktıkça bir arada kalmaları gittikçe zorlaşacaktır.

Monday, October 6, 2014

İnceleme: Melek/Angel Burn


Kitap: Melek (Angel #1)
Orijinal Adı: Angel/Angel Burn (Angel #1)
Yazar: L.A. Weatherly
Yayıncı: DEX
Goodreads Puanı: 3.93
Sayfa Sayısı: 381


En iyi melek ölü melektir. 

Willow diğer kızlardan farklı olduğunu biliyor ve bunun tek sebebi araba tamir etmekten hoşlanması değil. 

Willowun bir yeteneği var. 

Tek bir dokunuşla insanların geleceklerini görebiliyor, rüyalarına girebiliyor ve umutlarını, pişmanlıklarını bir kitap gibi okuyabiliyor. Bu gücü nereden aldığını ise kimse bilmiyor. 

Alex hariç. 

Gizemli, doğaüstü bir çekiciliğe sahip olan Alex, Willowun sırrını biliyor ve onu durdurmak için yola çıkıyor. Willowun içindeki karanlık güçler, onu tehlikeli ve karşı konulmaz kılıyor. 

Alex şimdi can düşmanına âşık olmak üzere...


Saturday, October 4, 2014

Etkinlik: Book Challenge Tag

Sevgili Naz'lı Kitaplık, beni Book Challenge Tag'e etiketlemiş. Kendisine buradan bolca teşekkürler!


Book Challenge Tag'de altı adet soru bulunuyor ve bence hepsi eğlenceli. Etkinlikleri seven biri olarak hemen atlayıp yaptım bende tabii. Sorular biraz zor olsa da...


1-) İlk Hayranlığım

Luisito: Bir Sevgi Öyküsü.

Açıkçası, ilk hayranlığım bu mu çok emin değilim. Şeker Portakalı ya da Zaman Hırsızı, hatta Spiderwick serisi olması da mümkün. Çocukken okuyup sevdiğim çok kitap var. Ama Luisito daha ilk basıldığında bana gelmişti ve kitaba takık olduğumu hatırlıyorum, defalarca okumuştum. Çok tatlı bir hikayeydi. Hatta altını çizdiğim ilk kitaptır. Bunun için Luisito diyorum.


2-) Favori Serim

Açlık Oyunları, Yüzüklerin Efendisi, Penryn & The End of Days...


Bu soruya tek bir cevap verebileni ayakta alkışlıyorum. Benim o kadar çok ki... aklıma gelen ilk üçü sıraladım. Sanırım bende en iz bırakanlar bunlar ama çok çok sevdiğim bir sürü seri var. (Ölümcül Oyuncaklar, Harry Potter, The Wolves of Mercy Falls gibi) hangisini söylesem bilemedim ama siz bu üçünü alın.



3-) Favori Kitabım

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, Otomatik Portakal, The Perks of Being a Wallflower ve
Çavdar Tarlasında Çocuklar.

Okuduğum stand alone kitap sayısı, seri kitaplarından daha azdır ama hep çok güzel kitaplara denk geldim ve bu da favori listemi kalabalık yapıyor. Önümüzdeki aylarda favorilerime yeni kitaplar eklenecek gibi; ama bu kitaplar hep çok sevdiklerim olarak kalacak. Hepsi mükemmel. Aralarından en sevdiğimi seçmek çok çok zor. 


4-) Favori Erkek Karakterim

Finnick Odair (Açlık Oyunları)

Blogumun takipçisi olan herkes Finnick aşkımı bilir. Hemen hemen her bayan kitapsever gibi ben de birazcık (aslında bayağı) fangirlüm. Bundan dolayı karar vermek zor tabii, ama Finnick bende biraz başka. Açlık Oyunları'nı okuyan herkes neden böyle olduğunu anlar zaten. Favori erkek karakterlerim arasında bir de Penryn&The End of Days serisinden Raffe girebilir. Bir de Çavdar Tarlasında Çocuklar'dan Holden. Ama Finnick daha özel olduğundan, bu başlığa en çok yakışan isim de o.


5-) Favori Bayan Karakterim
Katniss, Penryn.

Aslında bunun üzerinde pek düşünmedim. Belki daha iyi, daha karakteristik kızlar vardır ama ben young-adulttan ilerliyorum ve aklıma gelen ilk iki isim Katniss ve Penryn. İkisi de kendine yetebilen, ailesini korumak için gözü kapalı can verebilecek savaşçı kızlar. İkisini de çok seviyorum tabii ki.


6-) Favori okuma saati

Gece

Aslında her saat okurum. Ama kafamda bir şey olmadığında, günlük işlerimi tamamladıktan sonra akşam saatlerinde yayıla yayıla kitap okumanın verdiği keyif bir başka oluyor. Yazın genelde gün batımı saatleri idealim, diğer mevsimler geceyi tercih ediyorum. 





Bir etkinliğin daha sonunda gelmiş bulunuyoruz böylece. 20 kişiyi etiketlemem gerekiyormuş ama bunun için çok üşengecim, beni takip eden herkes bu tagi yapabilir!

Yeni bir yazıda görüşmek üzere, özgür günler!

Friday, October 3, 2014

Kargo Ne Getirdi? Uzun Bir Yazı

Artık kaçıncısını yaptığımı bilmediğim bir kargo yazısında daha beraberiz. İnternetten kitap sipariş etmeyeli bir hayli oluyor, özlemişim.

Okumayı istediğim çok ama çok kitap vardı ve bir türlü karar veremedim ne alacağıma, yavaş yavaş azaltabildim ancak. En sonunda, 12 kitaplık bir liste hazırladım ve verdim siparişi. 


Çizgi romanlardan başlayayım.

Umbrella Academy'nin ilk cildini çok sevmiştim, malum, Gerard Way gibi birinin kaleminden çıkma. JBC yayınları ikinci cilt olan Dallas'ı da yayımlayınca hemen atmıştım sepete, siparişi de anca oluyor işte. İkincisi kadar güzel olacak mı, okumadan bir şey söylemem ancak çizgi romanda ilk dikkatimi çeken şey girişi Neil Gaiman'ın yazmış olması. Bu bile heyecanlanmam için yetiyor.

Tuesday, September 30, 2014

İnceleme: Onlardan Biri/Cengiz&Locke +Çekiliş



Kitap: Onlardan Biri
Orijinal İsmi: Cengiz&Locke
Yazar: Zoran Drvenkar
Yayıncı: ON8 Kitap
Goodreads Puanı: 3.92
Sayfa Sayısı: 361

5 yaşam 5 günde nasıl değişebilir?

"Derken, babanın neye baktığını çakıyorsun. Eline. Tuttuğun silaha. Bakışı tekrar sana odaklanıyor. Cengiz’e. Orada dikilene. Cengiz’e. Şimdi ne yapacağını merak eden kişiye. / Baban ayaklarının dibine tükürüyor ve seni daha fazla dikkate almadan yanından geçip gidiyor. / Peşinden bakıyorsun. / Hayatın biraz önce yanından geçip gitti. Sen geride kaldın ve ölmüş olmayı diliyorsun, hiçbir şeyi dilemediğin kadar."

Önce çaresizlik mi vardı, şiddet mi? Yoksa bu, iç içe geçmiş bir sarmal mı? Her şey bir silah tarama sesiyle başlıyor. Sevgisiz büyümenin ve sürekli kendini ispatlama çabasının içinde ayrıştırılması mümkün olmayan, çıkışı da kolay kolay bulunmayan karanlık yollar, Drvenkar’ın romanında hayat buluyor.

Almanya’da yaşanan göçmenlik sorununa sokak cephesinden yaklaşan roman, dağılan Yugoslavya’nın yarattığı yeni göçmen gruplarını, sorunlu dil ve entegrasyon süreçlerini, bağımlılık ve şiddetin hem kurbanı hem yaratıcısı olmak ikilemini, birbirleriyle ilişkilerini ve aile sorunlarını, “çekip gitmek” ve mekânını sahiplenmek çıkmazını, büyük kent kıskacında “genç olmayı” çok katmanlı ve ustaca işliyor. Çete savaşlarının, ihanetin öldüremediği bir şey varsa, o da dostluk.

Avrupa edebiyatının genç ve özgün sesi Zoran Drvenkar, metropolün yuttuğu Cengiz, Bukle, Krca, 
Marco, Jasmin ve diğerlerinin iç dünyasına ayna tutuyor: Bizden misin, onlardan mısın?