Showing posts with label tavsiye. Show all posts
Showing posts with label tavsiye. Show all posts

Sunday, December 25, 2016

Keyifli Bir Pazar Akşamı İçin Öneriler

Yeni yıla adım adım yaklaşıyoruz, bu pazar akşamı hem haftanın, hem de yılın stresini atmaya hak kazandınız.

Yeni yıla giriyoruz dedik, e tabii havalar da soğudu. Evden çıkmadan bile yapılabilecek o kadar şey var ki...


FİLM

Yüzünüze bir gülümseme koyacak, kalpleri ısıtacak bir roman uyarlaması: Love, Rosie.

2014 yapımı bu filmi izlemekte oldukça tereddüt etmiştim, sebebi ilk önce kitabını okumak istememdi. Sonra hayat kısa ve ondan önce okunacak daha çok kitap var diyerek filme başladım. Beklentimin üstünde, keyifle izlediğim, ruhumu yumuşatan bir film oldu Love, Rosie. Biraz komedi, biraz dram, biraz aşk ve bol bol Sam Claflin içeren bir film, daha ne diyeyim? 7.2 IMDb puanlı film bu pazar size önerim. 

yanında gidecekler: sıcak çikolata ve biraz sevgi


Komsum Totoro Poster
İzlemeyen kaldı mı bilemiyorum ama her ihtimale karşı önlemimi alarak tavsiyesini yapmam gereken film: Komşum Totoro.

Büyüleyici çizimler, kahkaha attıracak karakterler ve hiç bitmesin diye izleyeceğiniz, IMDb'nin "En İyi 250 Film" listesinde yer alan bir animasyon ister misiniz? O zaman Totoro sizi bekliyor.
Miyazaki'nin hemen her filmine aşık olmuş olsam da bir pazar akşamı için sizi stresten kurtaracak en iyi yapımı olarak Totoro'yu görüyorum. Bu film, ne zaman kendimi depresif hissetsem ilacım olabilecek güçte. 

yanında gidecekler: patlamış mısır ve huzur



DİZİ 

Dizi severim sevmesine, ama bu başlık için uygun bir seri bulmak benim için kolay olmadı. Neden mi? Çünkü dizi denince aklıma kan akıtan karakterler, ağır dram ve suç geliyor da ondan. Tabii yine de daha sevecen birkaç şey düşündüm.

Saturday, October 18, 2014

Anime Tavsiyesi: Tokyo Ghoul


Anime: Tokyo Ghoul
Tür: Aksiyon, Gizem, Doğaüstü, Dram, Psikolojik
Bölüm Sayısı: 12/12
Yapım Yılı: 2014



Bu sene mangadan animeye uyarlanan Tokyo Ghoul, kısa sürede büyük bir popülerliğe ulaştı ve birçok anime hayranı tarafından da oldukça sevildi. Özellikle Tumblr kullanıcıları animeye fazlasıyla ilgi gösterdi.
Hal böyle olunca, bende merak etmiştim seriyi, yine de izlemeyi sürekli olarak erteliyordum. Çok yakın bir arkadaşım da animeyi izlemem gerektiğini söyleyince zamanının geldiğini düşündüm ve başladım Tokyo Ghoul'a.


Konusu kısaca şöyle:

Kaneki adlı baş karakterimiz bir kahve dükkanında Rize isimli bir kadınla tanışır. Kaneki'nin Rize'ye karşı duyduğu ilgi gözle görülür şekilde ortadadır. İkisi bir buluşma ayarlar. Rize eve dönerken, Kaneki kız tarafından saldırıya uğrar. Rize, son zamanlarda her yerde insanların karşısına çıkan, insan etiyle beslenen doğaüstü yaratıklardan biridir. Rize, Kaneki'yi yemek üzereyken kızın üzerine demir yığınları düşer ve onların altında ezilir. Kaneki de kritik durumda hastaneye kaldırılır, oradaki doktor Rize'nin organlarını Kaneki'ye nakleder. Bunun ardından Kaneki kendini olağandışı şeyler hissederken bulur; kana ve ete duyduğu açlık gibi. 


Sunday, September 28, 2014

İzlemeyeni Dövüyorlar: Shingeki No Kiyojin


Nedir bu Shingeki no Kiyojin çılgınlığı?


Anime dünyasında herkes tarafından bilinen, insanları daha fazla anime izlemeye iten, bütün otakuların ilk göz ağrısı niteliğini taşıyan olmazsa olmaz seriler vardır. Death Note, Fullmetal Alchemist, Bleach, Sword at Online, One Piece ve Naruto gibi animelerden bahsediyorum tabii ki.

Hatırlıyorum, Death Note'u izleyip ardından mangalarını okuduktan sonra ben de anında anime dünyasına çekilmiştim ve ardından Darker Than Black, Vampire Knight, o, bu, şu derken kendimi büyük bir anime fanı olarak buldum.

Günümüzde ise, insanları anime izlemeye iten başka bir yapıt var.

Kimden bahsediyorum? Tabii ki Shingeki no Kiyojin.

Monday, September 2, 2013

Dizi Dizi Tavsiye: Bölüm 3 "Anime"

Dizi Dizi Tavsiye ve Dizi Dizi Tavsiye: Bölüm 2 başlıklı yazılardan sonra Anime camiasına da bir el atayım dedim. Tabii ki daha diziler bitmedi, ancak arada başka şeylere de yer vermek lazım.
Blogda fazla bir paylaşımda bulunmasam da, hakkımda kısmında yazdığı gibi, büyük bir anime&manga tutkunuyum. Yu-Gi-Oh, Avatar gibilerini yalayıp yuttuk, şimdi daha fazla anime izlemek ya da yeni başlamak isteyenler için bir yazı hazırlayayım dedim. İyi mi ettim?

Another
"Anime olsun, karanlık olsun, şöyle biraz gerileyim." diyenlere dört dörtlük bir anime getirdim.



Another, bir korku animesi; ancak öyle The Grudge izliyormuşsunuz gibi değil tabii ki. En çok beğenilen animelerden biri olan Another 13/12+ bölümden oluşuyor. (Bilmeyenler için: 12 bölüm ve bir ova anlamına gelir. Ova serinin gidişatıyla ilgisiz, ek bölüm anlamına gelir.)

Another, özellikle konusuyla dikkat çeken bir anime. Konu, başlarda biraz kafa karıştırabilir, özellikle ortalarda anlamadığınız yerler olabilir.. Ama izlemeyi bırakmayın, çünkü asıl amaç bu. Son bölüme kadar tam anlamıyla olayın ne olduğunu anlamıyorsunuz, ki bu da gizemli, merak uyandıran bir anime çıkartıyor ortaya. Animenin konusu ise şöyle:
Orta okul son sınıf öğrencisi Mei Misaki okulun en popüler kızıdır. Fakat mezun olamadan bir kaza sonucu ölür. Bunun üzerine arkadaşları ve öğretmenler Misaki hala yaşıyormuş gibi davranmaya başlar. Hatya mezuniyet töreninde Misaki için de kutlama yapılır.
Bu olaydan 26 yıl sonra Sakikabara Kouichi aynı okula transfer öğrenci olarak gelir. Okulda yine Mei Misaki adlı, bir gözü bantlı esrarengiz bir kız vardır. Diğer öğrenciler bu kız hakkında konuşmaktan kaçınırlar.
Kouichi, Misaki ile konuşmak için yanına gittiğinde Misaki, bu okuldaki öğrencilerin ölüme çok yakın olduğunu, yakında her şeyi öğreneceğini söyler ve uzaklaşır.

Tüyler ürpertici, değil mi?





Darker Than Black
Bir çırpıda yalayıp yuttuğum, en yaratıcı bulduğum, en çok sevdiğim animelerden biri. Ayrıca dünyanın en cool ismini taşıyor.



Bu 2007 yılı, mükemmel aksiyon sahnelerine sahip anime sizi şaşırtacak, heyecanlandıracak, yer yer ağlatacak... İlk sezonu 26 bölüm olan anime, 2 sezon ve birinci sezon ve ikinci sezon arasındaki ovalardan oluşuyor. Ancak ben bunlara pek ova gözüyle bakmıyorum, çünkü izlemezseniz 2. sezonda bir sürü olay kaçırmış olacaksınız.

Animenin konusu yine biraz kafa karıştırıcı olabiliyor, ama şöyleki tek bir hikayeye değil birçok hikayeye odaklanıyoruz. Bölümler ilerledikçe karşımıza yepyeni şeyler çıkıyor. Another'a göre daha uzun ve daha çok olay barındıran bir anime anlayacağınız.

Konusunu özetleyecek olursak: 10 yıl önce, Tokya'da Cehennem Kapısı adında esrarengiz bir bölge ortaya çıkmıştır. Kapının ortaya çıkışıyla beraber gökyüzü değişmiş, ay ortadan yok olmuş ve gerçek yıldızların yerini sahte yıldızlar almıştır. Ardından yüklenici (contractor) denilen doğa üstü güçlere sahip bazı insanlar, benlikleri bulunmayan kuklalar ve pasif medyumların varlığı keşfedilmiştir.

Yüklenici olan Hei ile ortakları Yin, Huang ve Maı, gizli bir örgüt adına çalışmaktadır ve Cehennem Kapısı'nın sırrını çözmek adına birçok gizli göreve katılmaktadırlar. Hei'nin düzensiz kodu BK-201 olarak tanımlanmıştır ve polis her yerde bu yükleniciyi arar. BK-201’in peşindeki polis şefi Misaki Kirihara, her seferinde elinden kaçırdığı bu yükleniciyi ararken başka gerçeklerle karşılaşacak,
Kapı’nın gizemini çözmek için kurulmuş Pandora araştırma enstitüsünün ardında yatan gerçekler açığa çıkacak, Evening Primrose adındaki gizli örgütün ve hükümetlerin de işin içine girmesiyle, cevapların yine bilmecelere döndüğü bazen durgun, bazen heyecanlı bir macera yaşanacaktır.


 
Vampire Knight

Çok fazla tereddütle başlayıp, hayranı olarak bitirdiğim anime.Ön yargılarımızı çöpe atmanın zamanı geldi.

Hem vampir hem de romantizm konulu bir anime. Hem de aşk üçgenli. Evet beyler bayanlar, YA tutkunu olan herkes toplaşsın. Resmen okuduğumuz kitapların animesini yapmışlar. Hem de çok güzel yapmışlar.

Vampir konulu animelerin en çok beğenilenlerinden biri Vampire Knight. Baş karakterimiz bazen sizi davranışları dolayısıyla delirtebilir, (özellikle benim gibi Team Zero'cu arkadaşlarımızı) ancak biz kitap tutkunları buna bayağı bir alışkınız biliyorsunuz ki.


Uzatmadan konusunu paylaşayım hemen: Karlı bir kış gecesi, 5 yaşındaki Yuuki bir vampirin saldırısına uğrar. O’nu safkan bir vampir olan Kaname kurtarır. Kaname küçük Yuuki’yi kurtarmakla kalmaz, O’nu özel bir yatılı okul olan Cross akademisine ve okulun müdürüne emanet eder. Müdür Cross, hakkında hiç bir şey bilmediği Yuuki’yi evlat edinir. Yuuki daha öncesinde sahip olduğu geçmişini hatırlamamaktadır.

Aradan 10 yıl geçmiştir. Yuuki artık genç bir kız olmuş ve Müdür Cross’un özel okulunda çocukluk arkadaşı Zero ile birlikte muhafızlık yapmaktadır. Zero’nun ailesi küçüklüğünde safkan bir vampir tarafından öldürülmüş ve O da Yuuki ile birlikte Müdür Cross tarafından büyütülmüştür. Ayrıca vampirlerden ölesiye nefret etmektedir. 
Okul gündüzleri insan olan öğrencilere, akşamlarıysa gece sınıfındaki vampirlere hizmet etmektedir. Yuuki ve Zero’nun da görevleri gündüz öğrencilerini, gececilerden korumaktır. Lord Kaname de gece sınıfındadır ve aynı zamanda diğer vampirlere başkanlık etmektedir. Yıllar önce kurtardığı Yuuki’ye karşı ise garip bir ilgi duymaktadır.

Ayrıca anime, iki sezon, toplam 26 bölümden oluşuyor.

Deadman Wonderland

Yine değişik konulu, doğa üstü güç ögeli, keyifle izleyeceğiniz bir anime. Yalnız bir farkla, Deadman Wonderland'in sonunda psikolojinizin aynı olmadığını fark edeceksiniz. Öyle ki, Shiro adlı karakterin söylediği Woodpecker's adlı song ilk bölümde kulağınıza çok hoş gelirken anime bittikten sonra dinlediğinizde yutkunmanıza sebep olacak.


Böyle animelerin hangi beyinlerden çıktığını pek bilmiyorum ancak ürpermekle beraber çok büyük bir saygı ve hayranlık duyuyorum. Deadman Wonderland, mindfuck durumlar barındıran bir anime. Bazı anlarda durdurup uzun uzun ekrana bakmanız gerekecek beyninizi toparlamak için. Ayrıca büyük olasılıkla da, sonundan nefret edeceksiniz.

2011 yapımı, 13/12+ bölümlük animenin konusu ise şöyle: 10 yıl önce yaşanan büyük bir depremde Tokyo'nun %70'i sular altında kalmıştır. O sırada Tokyo'da bulunan 14 yaşındaki Ganta Igarashi, felakete dair hiçbir şey hatırlamayan ve sadece normal bir hayat sürdürmeye devam etmek isteyen bir gençtir. Kendisi gibi felaket bölgesinden kurtulan insanlara 'kaçak' denmektedir. Arkadaşlarıyla yakında olacak olan bir sınıf gezisini tartıştıkları sırada sınıflarının dışında bir adam belirir. Red Man diye anılan bu adam bir anda Ganta'nın sınıfındaki herkesi katleder ve geriye sadece onu hayatta bırakır. Adam, ortadan kaybolmadan önce Ganta'nın göğsüne kırmızı bir kristal yerleştirir.

Gözlerini hastanede açan Ganta, neler olduğunu anlayamadan işlemediği bir suçtan hüküm giyer. Sınıftaki herkesi onun katlettiğine inanılmaktadır ve idam cezasına çarptırılır. Depremden sonra Tokyo'yu kalkındırmak amacıyla turistik bir yer olarak inşa edilen özel bir hapishaneye gönderilir: Deadman Wonderland'a. Bu hapishanede mahkumlar hem oranın çalışanları hem de ziyaretçilerin "eğlencesi" olarak görev yapmaktadır.





İdam cezalarının bile ilginç şekillerde gerçekleştirildiği bu hapishanede boynuna, bedenine zehir enjekte eden özel bir boyunluk takılan Ganta'nın 3 günde bir özel bir panzehir alarak kendini kurtarması gerekmektedir. Ganta, burada kendisini eskien tanıyor gibi görünen Shiro adlı gizemli bir kızla ve herşeyin yerini belirleyebilme yeteneğine sahip olan kleptoman Yoh ile dostluk kurar. Bu sırada göğsündeki kristalin kendisine ilginç bir güç sağladığını keşfeder. Bu suçu üzerine atan Red Man'i bulmaya ve masumiyetini kanıtlamaya kararlı olan gencin hayatı, anlam veremediği sayısız karmaşanın içine sürükleneceği bir 'şova' dönüşmek üzeredir.

Kuroko No Basket

Şu ana kadar izlemiş olduğum ikinci spor animesi olan Kuroko No Basket, karanlık güçler olmadan da ortaya mükemmel bir anime çıkartılabileceğinin ispatı.


Sevilen bir anime olduğundan dolayı başlayıp, hala sonunu getiremesem de izlediğim yere kadar gayet eğlenceli bir seri. İzleyenlerden duyduğum kadarıyla da ilerki bölümler çok daha güzelmiş.

"Basketbol temelli bir anime izlemek ne kadar eğlenceli olabilir ki?" diyenleri şöyle alayım. Konusuna geçeyim: Teikou Orta Okulu'nun efsanevi basketbol takımı, bütün takımları yenmesi ve kupaları almasıyla "Mucizeler Takımı" ünvanıyla ün salmıştır. Orta okulun bitmesi ve lisenin başlamasıyla ise takım dağılmış, takımın her bir üyesi farklı liseye gitmiştir.

Bu takımın bir üyesi olan Tetsuya Kuroko da Seirin Lisesi'nde okumaya başlamıştır. Burada basketbol takımına giren Kuroko Mucizeler Takımı'nın üyesi olmasına rağmen oyundaki yeteneksizliğiyle herkesi şaşırtır.



Fakat, Kuroko'nun esrarengiz yeteneği onu müthiş bir takım oyuncusu yapmaktadır. Takımın diğer bir yetenekli oyuncusu olan Taiga Kagami ile beraber, diğer takımlara üstün gelerek en iyi olmayı amaçlayacaklardır.

Ayrıca animede adı geçen tekniğin, basketbol takımlarında gerçekten kullanılması beni biraz şaşırttı. Daha önce böyle bir şeyin olduğunu bilmiyordum.


En çok izlenen animeleri atladığımın farkındayım. Ancak bu daha anime yazılarımn başlangıcı, tavsiye edeceğim çok daha fazlası sırada bekliyor.


Konuları size daha iyi aktarabilmek adına, turkanime ve animemangatr sitelerinden yardım aldım, konu bölümlerinin bir kısmı alıntıdır.

Wednesday, August 28, 2013

Young-Adult Başlangıç Seti

Geçenlerde gördüğüm bir fotoğraf üzerine, aklıma değişik bir fikir geldi. Bilirsiniz, ben tavsiye vermeyi seven bir insanım; dedim ki acaba YA(Genç-Yetişkin) kitaplarına başlamak isteyenler için yol gösterici bir yazı yazsam nasıl olur? Bunun üzerine, şöyle bir şey çıkıyor karşımıza:

Kitap Harici Yanınızda Tutmanız Gereken Ögeler

MENDİL
 Duygusal bir patlamanın nereden ve ne zaman geleceğini asla bilemeyiz.
Ancak, -deneyimli biri olarak söylüyorum ki- ister distopya, ister romance olsun, bir yerde göz yaşartıcılık vardır. Özellikle dışarıda iseniz, yanınızda bir mendil bulundurmaktan zarar gelmez!

BİR YASTIK
 Eğer kitabınızı zaten yatakta okuyorsanız, fazladan bir yastık. 
En büyük booknerd problemlerinden biri oturduğunuz yerde sürekli dönmeniz, sonradan bel ağrısı çekmenizdir. Bir yastık veya fazladan bir yastık her zaman yardımcıdır. Kitaba başlamadan önce yerinizi konforlu olacak şekilde ayarlayın. Kitabın akıcılığına kapılmışken bir de ağrı çekip başınıza iş çıkarmayın.

SU
 En temel ihtiyaç, bir YA okurken unutuluyor, odanızdaysanız mutfağa gitmek zor geliyor, geri gelmek daha zor...
En çok yaşadığım zorluk bu olabilir gerçekten. Zaten üşengeç bir insanım, YA okurken iyice üşengeç oluyorum. Başucunuza bir bardak su koymak güzel olabilir.
Alternetif: Su harici, yanınıza kahve, çay ya da kola gibi içecekler almak da faydalı. Okurken güzel gidiyor.

YİYECEK
 YA okurken unutulan ikinci bir ihtiyaç. Bu yazı git gide "adaya düştüğünüzde alacaklarınız." tarzına dönüyor...
Yannızda bir çikolata bulundurmanın hiçbir zararı yok. Hem açlığınızı bastırmakta, hem de kitapta gergin bir andaysanız sizi yumuşatmakta çok işe yarıyor.

KİTAP AYRACI
 YA kitaplarına genelde uykusuzluktan ölecek hale geldiğiniz de ara verilir veya bir acele bir durum olduğunda. Her ikisinde de kalkıp ayraç aramak hiç hoş olmuyor. Kitap okurken yanımda olmazsa olmazımdır zaten ayraç. Elinizi attığınızda bulacağınız yerde olmalı. 

NOT DEFTERİ YA DA POST-IT
 İlginizi çeken mükemmel cümleleri kaydetmek içgüdüsel bir dürtü oluyor bir yerden sonra. Yanınızda bir kağıt kalem ya da post-it bulundurmak faydalı.
Paylaşılan alıntılar, bilgisayara kaydettiklerimiz ilk önce post-it'ten geçiyor. "Acaba yapıştırsam mı?" "O kadar iyi bir söz mü?" tartışmaları yer yer eğlenceli de oluyor.

YA BAŞLANGIÇ KİTAPLARI
 Bloggerlara en çok gelen soru muhtemelen "Genç-Yetişkin okumak istiyorum, ne önerirsin?" oluyor. Konusuna göre öneriyorum, siz seçin! (Unuttuğum kitaplar için sonradan acı çekerek yazıyorum...)

 FANTASTİK TUTKUNLARINA

VAMPİR TAKIMI
-Bu kısım, aslına bakarsanız "Twilight'tan sonra ne okuyabilirim?" diyenler için de olabilir.-
Kan emiciler son yıllarda kitap dünyasını sallıyor. Genç-Yetişkin de başlangıç Vampir Günlükleri oldu diye tahmin ediyorum. YA ve Yetişkin tarzları arasında vampirler biraz değişiyor, ancak parlayanını da parçalayanını da çok seviyoruz!

Vampir Günlükleri
Dizisini çok seviyoruz, kitabını da severiz diyerek başlamak istiyorum. Dizi kitaptan çok farklı bunu da belirteyim. Ancak Uyanış ve Savaş, tam bir YA başlangıç kitabı. Seri kaç kitaptan oluşuyor emin değilim, ancak Vampir Günlükleri: Avcılar ile beraber gayet uzun bir keyif yaşayabilirsiniz. Vampir Günlükleri birçok YA gibi biraz basit bir kitap, ama eğlenceli, sıkmayan bir roman. Başlangıç için gayet uygun.





Vampir Akademisi
Diğerlerinden biraz daha fazla savaş içeren bir seri sanırım. Ne diyeyim, ne ilk kitabın konusundan, ne serinin isminden ne de kitap kapağından etkilenmiştim. Sonra bir anda aldım, ardından bağlandım. Okuduğunuz ilk YA kitabı değil de, ikincisi olmaya gayet uygun Vampir Akedemisi. Aşk, aksiyon, arada hüzün... Genç Yetişkin de olması gereken her şey var içinde.

Bree Tanner'ın İkinci Hayatı
 Alacakaranlık serisine pek sıcak bakmasam da, arkadaşımdan alarak okumuştum bu kitabı. Ve önümüzdeki günlerde orjinal baskısını sipariş etmeyi düşünüyorum. Çok, çok sevmiştim. Meyer'in kitaplarından birini tavsiye edeceğim hiç aklıma gelmemişti ama bu kitabı okuyun. Gerçi önce Tutulma'yı okumanızda fayda var tabii. Ancak Tutulma'nın sadece filmini izlemişseniz, yine gidip rahatça okuyabilirsiniz. Kısa ancak gayet hoş bir kitap. Vampir dünyasına girmek için de çok uygun.




MELEK TAKIMI

Melekler, muhtemelen en çok hoşuma giden fantastik öge. Ah, ah bitiriyorlar beni. Özellikle de YA'larda karşımıza çıkan, fangirllerin tutkunu olduğu o melekler... Evet sevgili takipçilerim, melek gördüm mü ben de bir fangirle dönüşüyorum, yapacak bir şey yok. Başmeleği de düşmüş meleği de seviyoruz. Hem uzun süreli YA tutkunlarına, hem de YA'ya başlayacaklara uygunlar. Yani sonuç olarak, meleklerin her türlüsünü tavsiye ediyorum, ancak şu üçü başlangıç için çok uygunlar:

 Fısıltı
 Of of... şu an ne kadar heyecan yaptım bir bilseniz. İlk göz ağrılarımdan biri bu kitap. Dördüncü ve son kitabı Final beni azıcık üzse de ben bu seriye bayılıyorum. YA'ya başlamak için en güzel kitap olabilir. Zaten internette kitap bloglarında ya da ilgili sayfalarda gezindiyseniz bu kitabı duymamış olmanız zor. Fısıltı'yı duymadıysanız da Patch'i mutlaka duymuşsunuzdur. İşte dillere destan kitap, bu kitap. Tamam, yani öyle edebi bir eser değil de Young-Adult türünde favorilerimdendir kendisi. Belki de beni YA'ya bağlayan serilerden biri olduğu için bu kadar özel, ancak bu kadar hayran yanılıyor olamaz!


Düşüş
 Bu kitap, çok büyük umutlarla başlayıp biraz hayal kırıklığına uğradığım kitaptı. İkincisini henüz okumadım ancak şimdi düşününce yeni başlayanlar için gayet güzel. İkinci kitabı da hemen okumam da fayda var hatta. İki yakışıklı, gizemli olaylar, aksiyon ve aşk... bu kadarı zaten yeterli gibi. Ben Düşüş'ün çok büyük bir hayranı değilim ama o kadar çok seveni var ki yer vermeden olmaz dedim. Zevkler de tartışılmadığına göre siz de bir şans verebilirsiniz!



Meleğin Düşüşü
Kesinlikle çok çok daha popüler olması gereken kitap... hayranım Meleğin Düşüşü'ne! Burda gördüğümüz melekler biraz daha farklı, biraz daha karanlık. Kitap da yaşanan olaylar da aynı derecede karanlık, belirteyim. Meleğin Düşüşü'ne ne kadar övgü yağdırsam az. Okurken ölüp bitmiştim, ikinci kitabı beklerken de. Umarım DEX yayınları geciktirmez, hem okuyucuları sevindirir hem de yeni başlayacaklara hemen iki kitabı sunar. Kara fantazya'dan geçiş yapacaklara gayet uygun bir kitap. Meleğin Düşüşü size YA'yı sevdirecektir.



DİSTOPYA TAKIMI
En sevdiğim takım melekler mi yoksa distopya mı karar veremiyorum. Ama iyisiyle kötüsüyle, distopya her şekilde sevilir! (Not: Meleğin Düşüşü'nü her ne kadar Melekler kategorisine yazsam da kendisi distopik bir romandır, bilginize.)

 
Açlık Oyunları
Okumayan kaldı mı, bilemiyorum ama ben tavsiyemi vereyim. Genç kitabı okumak isteyen varsa direk alsın okusun Açlık Oyunları'nı. İkinci olarak burada yazdığım kitaplardan birini okusun. Benim ilk YA kitabım, ilk göz ağrım, en sevdiğim seri Açlık Oyunları. Finnick aşkımdan dolayı tahmin edenler vardır zaten. Hiçbir şeye değişmiyorum kendisini. Artık ben anlatmayayım bu kitabı. Siz okuyun.






 Yoklar
Çok sevdiğim başka bir kitap. Yoklar, gerek üslubuyla gerekse konusuyla etkileyici bir serinin ilk kitabı. King romanlarından YA'ya geçecek varsa ilk önerim onlara Yoklar kitabı olur kesinlikle. Gizemin üst safhalarda yer aldığı, mistik olayların olduğu farklı bir kitap Yoklar. Aynı zamanda her gencin, hayatında en az bir kez düşünmüş olduğu soruya da açıklık getiriyor; Yetişkinler olmasaydı ne olurdu?



  
KARIŞIK TAKIM
Klişelerden bıkanlar için, yine altenatiflerimiz var tabii. Aslında Karışık Takımdakileri de ayırcaktım ancak hepsinden teker teker olunca böyle bir isimde toplayayım dedim. Yeni fikirler, güzel fikirler var burada. 


Muhteşem Yaratıklar
 Büyücü takımına ait olan Muhteşem Yaratıklar benim de çok sevdiğim bir kitap. Okurken edebilikten de ödün vermiyorsunuz. Yazımı gayet güzel, aşk dolu, duygusal ve fantastik. İnsan daha ne ister diyorsunuz adeta. Filmini izleyenler varsa aranızda, hemen bildireyim filmiyle kitabı arasında benzerlik pek yok. Kitap kat kat daha güzel. Ben de unutmadan ikinci kitabı alayım.






 Kemikler Şehri (Ölümcül Oyuncaklar)
Üç ya da dört kitabını beraber şipariş edip, ardından "Tanrım ne yaptım ben!" diye dehşete düştüğüm seriydi. Ya beğenmezsem diye düşünmüştüm, neden sadece ilkini almadım? Sonra okumaya başladım ve dedim ki iyi ki diğerlerini de almışım. İnsanlara ısrarla okutabileceğim bir seri. O kadar çok seviyorum ki... sizi hem YA, hem de kitap tutkunu edebilecek bir seri. Filmi yurtdışında çoktan çıktı, Türkiye gösterimine kadar çabuk koşun okuyun!






Benim İçin Öl
 Son zamanlarda yeni bir tür olarak karşımıza çıkıyor bu kitabın içindekiler. Yeni vampirler olabilirler kendileri. Benim İçin Öl, Paris'in gizemli sokaklarında geçen bir aşk hikayesi. YA'da bulunması gereken bütün özellikleri barındırıyor kendisi. Üçlemenin ilk kitabı olan Benim İçin Öl sizi hem seriye hem de Genç-Yetişkin'e bağlayacak. Biraz da Vincent'a tabii...
 




REAL LIFE HAYRANLARINA

Fantastiğin tutkunu olduğu kadar, gerçek yaşamın tutkunu olan da var. Ben her ikisini de seven biri olarak YA kategorisinde tavsiyelerimi vereyim! 

  
Aynı Yıldızın Altında
Bu yıl Türkiye'deki en popüler kitap oldu herhalde. Kendisi şu anda benim de en sevdiğim kitaplardan biri. John Green'in mükemmeliyetiyle yazılmış olan eser sizi yaşamınızdan alıp götürüyor, kitabın içinde uyanıyorsunuz adeta. Yine, ne kadar çok şey söylesem de yanında hiçbir şey ifade edemeyecek türden bir kitap. Zaten bu kadar kişi tavsiye ediyor, okuyun demektan başka bir şey gelmez elimden.




Gri Gölgeler Arasında
Yine, en sevdiğim kitaplardan biri. Hiç unutmayacağım sanırım. Mükemmel kelimesinin karşılığı olarak yazılabilecek türden. Bu sefer tarih kokan bir eser. Stalin'in esiri bir aile, bir genç kız ve öyküsü... Yaşanan masum aşk, hayata tutunma umudu, hüzünler ve kayıplar...  Yine daha fazla kişinin bilmesi gereken bir eser. Hem de dünyanın en samimi yazarlarından birinin kaleminden.



  
ROMANTİK TAKIM
O kadar uzun bir yazı yazmışım ki, şu an ben bile kendime şaşırıyorum. Bu yazıyı okumatan sıkılmışsınızdır artık herhalde. Tavsiye edeceğim son üç kitap da aşkseverlere.


Tatlı Bela, Kusursuz Kimya ve Kolay benim YA romance de en sevdiklerimden. Aslında üçü de birazcık New-Adult sayılabilir. Daha doğrusu ikisinin ortası, en azından 15+ tarzı. Üçünü de çok severim romantik bir genç-yetişkin okuyayım diyenler bunlarla başlayabilir.

Yazdım yazdım sonuna geldim artık. Umarım "YA istiyorum, ne tavsiye edersin?" sorusuna yanıt vermişimdir. Biraz daha kesin bir cevap isterseniz yine yardımcı olurum tabii ki. Yorum bırakmanız yeterli.
Bol kitaplı günler.