Showing posts with label roman. Show all posts
Showing posts with label roman. Show all posts

Sunday, February 12, 2017

Piç - Hakan Günday



Sayfa sayısı: 224
Basım Yılı: 2007
Goodreads Puanı: 3.8


Ne zaman aldığımı hatırlamıyorum Piç'i, rafların birinde bekleye bekleye tozdan bir mont geçirmişti üstüne. En sonunda elime alıp okudum, dayanamadım daha fazla. Ne geç ne erken, tam zamanında buluşmuşum kitapla.





Roman, dört adet genci konu alıyor: Afgan, Cenk, Barbaros ve Hakan.
Birbirinden farklı karakterlere, hobilere, alışkanlıklara ve geçmişe sahip olan gençler bunlar. Yine de dördü ortak bir noktada buluşuyorlar, o noktada içlerinde barındırdıkları piçlik oluyor.

Sunday, December 18, 2016

Kitap İncelemesi: Men, Women, and Children

Herkesin "aşırı" bulduğu, içeriğinin toplum tarafından hoş karşılanmadığı bir kitap okumak isterseniz, Chad Kultgen'ın Men, Women, and Children eseri tam size göre.

Bu, on üç yaşındaki bir grup çocuğun ve onların ebeveynlerinin romanı. Hepsi, bir şekilde internetin kurbanı olmuş durumda. Birbirinden farklı iki nesil, hiçbir gizlilik olmaksızın bizimle kendi öykülerini paylaşıyorlar. Men, Women, and Children gelmiş geçmiş en açık romanlardan biri.

Kitabı keşfetmem, bu sene vizyona girmiş olan filmi sayesinde oldu. Filmin konusu ilgimi çekmişti; teknolojinin insanların yaşamına olan etkisinden bahsediyordu. Yine de hakkında çok bir şey öğrenemeden filmin gösterim tarihini beklemeye başlamıştım. Sonra fark ettim ki, bu film bir kitap uyarlaması! Hem de ne kitap, insanlar hakkında neler neler diyorlar.

Okuyanların çoğu yerden yere vuruyor kitabı, rahatsız edici buluyor. Ama bir kısım ise kitaba ve yazara aşık olmuş durumda. Bu durumda beni zor bir karar bekledi: Ya e-kitap olarak satın alıp okuyacaktım ya da hiç uğraşmadan filmi izleyecektim.

Tabii burada benden söz ediyoruz. Yani toplum tarafından dışlanan şeyleri bağrına basan, insanlara rahatsız edici gelen şeyleri seven bir kişiden. Madem adam bu kadar aykırı bir yazar... ben de Men, Women, and Children'ı almış bulundum ve iki gün içinde yalayıp yuttum.

Peki kitap nasıldı, hangi taraf haklıydı diyecek olursanız...

Friday, December 11, 2015

Kitap İncelemesi: Konuş Benimle/Speak




Kitap: Konuş Benimle

Orijinal Adı: Speak
Yazar: Laurie Halse Anderson
Yayıncı: GO!
Sayfa Sayısı: 304
Goodreads Puanı: 3.98



Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?

Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…



Wednesday, April 22, 2015

İnceleme: Dorian Gray'in Portresi/The Picture of Dorian Gray


Kitap: Dorian Gray'in Portresi
Orijinal Adı: The Picture of Dorian Gray
Yazar: Oscar Wilde
Yayıncı: Can Yayınları
Goodreads Puanı: 4.02 (461,835 oy)
Sayfa Sayısı: 276

"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!"

 Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray'in Portresi için Oscar Wilde, 'bir ruhun hikayesi' demişti. 1891'de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan Lord Henry ile Dorian'ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian'ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor. Son derece saf ve yakışıklı Dorian'daki değişim, Lord Henry'nin sözleriyle ve Dorian'ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. Lord Henry'nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil'in Dorian'a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian'ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur. Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş var mıdır? Ve Oscar Wilde'ın dediği gibi, herkes Dorian Gray'de kendi günahını mı görecektir?