Wednesday, November 6, 2013

İnceleme: Kör Kuyu


Kitap: Kör Kuyu
Yazar: İlker Balkan
Yayıncı: Altın Bilek Yayınları
Goodreads Puanı: 4.00 (2 oy)
Sayfa Sayısı: 170

Bir çocuk sahibi olabilmek için nelere katlanabilirsiniz?..

Nilgün aşksız bir evlilikte çırpınan bir kadındı ve kocası İbrahimden tek beklentisi bir çocuk sahibi olabilmekti. Yaşamı boyunca sevgiyi hiç tatmamış hiç kimse tarafından doyasıya sevilmediğinden kimseyi de doyasıya sevemeyen Nilgünün tek arzusu doyasıya sevebileceği bir evladının olmasıydı. Ancak Nilgün için bu pek de kolay değildi. Rahminde bebeğinin tutunmasına engel olan bir kusura sahip Nilgünün arayışı onu falcılardan hocalara oradan da doktorlara hastanelere taşıyacak ve sonunda istediği o çocuğa kavuşacak mıydı ?

Anne olmak için neleri feda edersiniz nelere katlanırsınız Annelik ruhunuzu nasıl bir ateşle doldurur Peki ya doğacağı kesin olmayan bir çocuk için hayatınızı ortaya koyup acılar içinde ölmeyi göze alabilir misiniz ?

İlker Balkan üçüncü romanı ile bizi hem bireysel hem de toplumsal olarak çok etkileyen bir konuya dikkat çekici bir nokta etrafında dolaşarak taşıyor. Daha ilk sayfadan okurunu saran anlatımı şaşırtıcı olay örgüsü ve yazarın güçlü dilsel kavrayışı ile Kör Kuyu okuruna sıradışı bir deneyim vadediyor..


4. Çekiliş'in Kazananları

4. Çekilişin de sonuna geldik. Bu sefer İlker Balkan'dan üç imzalı kitap hediye ettim, bir daha ki çekilişte neler olacak göreceğiz (Yakında?).

Kazananlara geleyim hemen...

Adreslerinizi üç gün içerisinde Facebook adresime bekliyorum. Tebrik ederim.
Bir daha ki yazımda görüşmek üzere, bol kitaplı günler!


Monday, November 4, 2013

İnceleme: Kitap Hırsızı/The Book Thief


Kitap: Kitap Hırsızı
Orijinal Adı: The Book Thief
Yazar: Markus Zusak
Yayıncı: Martı Yayınları
Goodreads Puanı: 4.36 (375,359)
Sayfa Sayısı: 574

Hiç Kimse Sıradan Değildir'in yazarı Markus Zusak'tan
Tüm dünyada büyük yankı uyandıran sıra dışı bir roman

"Yılın en çok beklenen kitabı. Olağanüstü... gerçekten muhteşem!"
Publishers Weekly

"Merak uyandıran, hayat dolu ve son derece ustalıkla yazılmış, nefes kesen bir roman; aynı zamanda harikulade ve sürükleyici."
The Guardian

Ödüllü yazar Markus Zusak'ın akıllara kazınacak kadar etkileyici ve şiirsel bir dille yazdığı bu roman, okuyucuya sunulan benzersiz bir hediye gibi...

"Hayatınızı böylesine derinden etkileyen başka bir kitaba daha rastlamamışsınızdır. Muhteşem!"
GoodReads

"Bu unutulmaz hikâye kalbinizi çalacak!"
The New York Times

"Güzel, felsefi bir yanı da bulunan sürükleyici bir roman...
Herkes okumalı!"
Kirkus Reviews

"Markus Zusak, zorlu bir konuyu ustalıkla anlatarak gerçek bir başarı yakalamış. Olağanüstü... tek kelimeyle harika bir kitap."
The Wall Street Journal




Saturday, November 2, 2013

4. ÇEKİLİŞ: Üç Kişiye İlker Balkan'dan Birer İmzalı Kitap

Çekilişler hız kesmeden devam ediyor. Bu sefer bir değişiklik yapıp üç kişiye, farklı birer İlker Balkan kitabı hediye ediyorum. Hem de imzalı.


Çekiliş bittikten sonra yorumlarını da blogta görebileceksiniz. Üç kişiden biri ben olmak istiyorum, diyeniniz varsa Rafflecopter aşağıda sizi bekliyor.

1 Kişiye imzalı Kör Kuyu
1 Kişiye imzalı Umut, Kadın ve Kristal Gül
1 Kişiye imzalı Tufanda Aşk Ezgileri hediye edilecektir

*Çekiliş 6 Kasım Çarşamba günü sonlanacaktır
*Kazananlar, bir önceki çekilişteki gibi rafflecopter ile belirlenecektir
*Yaş sınırı yoktur
*Çekilişe sadece Türkiye sınırları içindeki izleyicilerim için geçerlidir
*Kitapları ilk okuyan siz olacaksınız, dolayısıyla ikinci el değildir
*Kargo ücreti yayınevi tarafımdan karşılanır

*Blogumu izlemek, Deniz'in Yorum Durağı, İlker Balkan ve Altın Bilek Yayınları'nın facebook sayfalarını beğenmek zorunludur.


Katkılarından dolayı Altın Bilek Yayınları'na teşekkürler.



a Rafflecopter giveaway

Friday, November 1, 2013

Neler Oluyor Hayatta?

Bir de şu rüya gerçek olsa olsa 
Sabah olup uyanınca her şey aynı kalsa... 

Beni unuttun sanmıştım 
Bir de baktım ki işte orda orda 
Anladım ki çok yanılmışım beni seviyormuş oysa! 


Temposu yüksek başlangıcımız ardından devam edelim. 
Blogta paylaştığım edebiyat, sinema gibi alanların bütün yenilerini yazmaya gün yetmez. Bir de zaten üşenirim. Ama aklımda yer edenleri paylaşmamak ayıp.


Önce bu aralar benim kitap dünyamda ne oluyor onu yazayım.

Yaptığım küçük alışverişi ve evde okunmayı bekleyenleri bu yazımda paylaşmıştım, bir de ne okuduğumu paylaşayım.

Pozitif bir girişle başlıyor bu kitap.

Birçok kişinin sevdiği, ödüllü yazar Markus Zusak kalitesiyle; Kitap Hırsızı.

Daha henüz yüz ellinci sayfaya bile gelemedim, ama kitaptan hoşlandım. Fazlasıyla. 

Beklediğimden çok daha akıcı bir kitap ve neler olacağını merak ediyorum, çünkü bu zamana kadar pek bir olay yaşanmadı aslında. 

Daha detaylı bir şekilde incelemede anlatacağım tabii. Nerede olduğumu takip etmek için de Goodreads adresimi yoklayabilirsiniz.




Ateşi Yakalamak'tan da yeniler var.

Filmin çıkmasına bir aydan az zaman kalmışken, son fragman, soundtrack albümü, satışa sunulacak eşyalar ve kamera arkası fotoğrafları yayınlandı. Son yirmi gün için dişlerimi sıkıyorum. İki yüzlü günlerden geri saydığımı hatırlıyorum, biraz daha dayanacağım artık.

Açlık Oyunları'ndan çok çok daha güzel olacak bana kalırsa. Yaklaşık yüz kırk milyon dolarlık bütçeyle Francis Lawrence'ın bizi hayal kırıklığına uğratmasına izin vermiyorum.

Buyurun yandaki inanılmaz güzellikteki IMAX posteri, alttaki de son fragman. Afiyet olsun.

Yeni aşkımız kim?

Haberler bitmiyor. Grinin Elli Tonu'nun beyaz perde uyarlamasında boy gösterecek Christian Grey'imiz değişti, biliyorsunuz. Artık öğrenmeyen kalmadı ama ben Jamie Dornan'ın mükemmeliyet taşan fotoğraflarını buraya koymadan edemem.

Charlie Hunnam hiç içime sinmemişti. Demiştim zaten blogta da Christian olarak düşününce kabus etkisi yarattı diye, Jamie çok yerinde bir seçim olmuş. Hayallerimdeki Grey'i bulmaları zaten imkansızdı, ne var ki kitabı okurken aklımdan hiç geçmemiş bir isim olmasına rağmen Jamie bizlerin aklını başından alacak gibi. Fakat hala kitabın beyaz perdeye aktarılmasını gereksiz buluyorum.


Bir şarkıyla girdim, başka bir şarkıyla bitireyim bari yazıyı. Hem de kitap ve film camiasından kopmadan. Biricik Jace'imizi canlandıran Jamie Campbell Bower'dan bir şeyler dinlemek güzel olabilir.





Thursday, October 31, 2013

Küçük Bir Alışveriş ve Okunmayı Bekleyenler

Evde, rafların üzerinde göz kırpan bebeklere rağmen içimdeki kitap alma isteğini bastıramıyorum, bastırılmıyor. İnternette fazla oyalanan biri olunca da yeni kitap haberlerini gördükçe bu istek kabarıp duruyor. Uzun bir süre dişimi sıksam da, sonunda kitap açlığına yenik düştüm.

Kitapların evde durmasında hiçbir sorun görmüyorum, ancak okunmayan kitaplar diz boyunu aşıp, yoğunluğum dolayısıyla da kitapları çabucak okuyamayınca bi' daral geliyor insana. Diyorum bitireyim şu kitapları sonrasında on tane aynı anda alacağım, yok olmuyor.

Neyse lafı fazla uzatmadan iki yeni ciciyi taktim edeyim;

İki kitap da hiç hesapta yoktu. Kitapçıya aklımda bambaşka düşüncelerle girdim, bu iki kitap elime nasıl düştü inanın ben de bilmiyorum. Bu aralar zaten adam akıllı boş zamanım kalmadığından beni yormayacak, gayet çerez kitaplar bakıyordum. Her ne kadar Apollyon bu niteliğe uysa da Hayvan Mezarlığı biraz değişik oldu. Şu anda kapaktaki kedicikle bakışıyoruz. Rüyama girmezse iyi.

Yarım Kalanlar ve Okumayı Bekleyenler

Türlü türlü sebeplerden bir sürü kitap yarım kaldı, çoğunun kapağı bile açılmadı. Kitaplığa baktıkça daha da mı çoğalıyorlar anlamıyorum ki. Bir bitmediler gittiler.


  • Vahşi (Gece Evi Serisi #4)
  • On Üç Yıl Sonra (Danilov Beşlemesi #2)
  • Yoklar (Yoklar Serisi #1)
  • Savaş ve Uyanış (Vampir Günlükleri Serisi #1)
  • Rüya Avcısı
  • Şeytan ve Şair
  • Amerikan Tanrıları
  • Sistem
  • Yıldızları Saymak
  • Fahrenheit 451
  • Filler İçin Su
  • Özgür Ruh Fini
  • İmkansız Aşklar Evi
Bu kadar mı? Tabii ki hayır. Devam kitapları, İngilizce kitaplar ve diğer evdeki bir yığın kitapla birlikte otuza yakın kitap okunmayı bekliyor. Biri bana yardım etsin.

Wednesday, October 30, 2013

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

Dün hiç evde bulunmadığımdan dolayı blogta kutlayamamıştım, ancak gecikmeli olsa da unutmak olmaz. Bir gün değil, her gün kalbimizde olsa da...

Tüm Türkiye'nin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Özgür bir ülke dileği ile...


Sunday, October 27, 2013

Karşınızda Dracula... ve Jonathan



Jonathan Rhys Meyers'a olan hayranlığımı bilmeyen kaldıysa ayıp. Evet, itiraf ediyorum; diziye sırf onun için başladım. Pişman da olmadım.

Çekimler, oyuncular, replikler dört dörtlük olmuş. Dizi biraz karanlık haliyle, adı zaten Dracula başka ne beklenir? Ama birinci sezonunda sadece on bölüm bulunduğundan bu da bir dert olmaktan çıkıyor. Fakat dizinin sadece on bölüm oluşu, ileride bizi çok üzecekmiş gibi. Şimdiden ikinci sezon izni verilsin de bir tesellimiz olsun bari.

Eh, tabii sadece ilk bölümden size bütün dizinin analizini çıkartamam. Ama bölüm, hiç ilk bölüm gibi değil; gayet de dolu dolu. Dövüş desen dövüş, kan desen kan, görsellik desen görsellik...  Bir de karizmatik oyuncular olunca baya iyi olmuş Dracula. Acaba diyorum gözlerim sadece Jonathan'ı gördüğünden mi böyle ama yok yani. Kıyafetler, dekorlar oldukça göz doldurucu.
 Bir de ileride azıcık daha dehşet görürsek süper bir şey olur bu dizi, inanıyorum.

Konusunu açıklamaya pek gerek duymadım ama kısaca şöyle başlıyor hikaye, 1881 yılında, kana susamış Dracula uyanıyor ve Londra'da, Amerikalı bir sanayici kimliği arkasında Ejder Tarikatı'ndan intikam almaya çalışıyor. Ben biraz daha tüyo alıp öyle başlayayım diyorsanız diziye yazıyı okuduktan sonra buradan fragmanını da izleyebilirsiniz.

Diziyi izlerken Jonathan'ın aşina olduğum İngiliz aksanı olmayınca bir tuhaf oldum. Ama adamın ses tonuna her şey yakışıyor cidden. Bir de onu böyle kötü kalpli tavırları içinde görmeye alışamadım hala. Bir gülsün de kalbim çarpsın diye bekliyorum.Delikanlı pozlarıyla yer etmiş beynimde, Kemikler Şehri'nde gördüğümde de afallamıştım. Ne var ki ağır abi tarzıda pek bir yakışıyormuş aşkıma. Yine de bıyıksız daha iyisin.
Yazıya bakıyorum da her taraf Jonathan. Biraz da diğer oyunculardan bahsedeyim (ne kadar mümkünse). Tanıdık yüzlerden Oliver Jackson-Cohen, Jessica De Gouw, Thomas Kretschmann var. Ben Miles ve Miklos Banyai ise yeni tanıştığım iki isim. Kadro güzel olmuş bana kalırsa. Jessica'yı Arrow'da da sevmiştim zaten. Şimdi tek dileğim dizi iptal edilmesin. 

Sonuç olarak Jonathan aşkımı okudunuz. Bir şarkı söylese de mutlu olsam. Nesi özel bu oğlanın, derseniz de buradan alayım sizi. Sonra da buraya uğratayım.