Monday, February 27, 2017

Bir Oscar Yazısı

Dünyanın en prestijli, en çok konuşulan film ödülünden konuşmazsak olmayacak sanırım. Neden mi bahsediyorum? Tabii ki Akademi Ödülleri! Hani şu "And Oscar goes to..." diye yürek hoplatan...
Adayları muhtemelen görmüşsünüzdür, görmediyseniz de buraya tıklayıp hemen öğrenebilirsiniz.

Konuşulacak çok şey var aslında; En İyi Aktör ödülü, Jimmy Kimmel'ın sunuculuğu, elbiseler, yapılan siyaset...
Ne var ki, dedikoduları ilgili bloglara bırakıyorum. Ben bugün filmlerle ilgileneceğim!


Manchester by the Sea


İlgili resimÜlkemizde "Yaşamın Kıyısında" ismiyle çevirilen, oldukça merak ettiğim bir filmdi kendisi; çok beğenilmesine rağmen karşıt yorumlarda çıkıyordu karşıma. Casey Affleck muhabbeti döndü de durdu falan, gerçekten iyi oyuncu muymuş yoksa abartılmış mıymış... İnsan nasıl meraklanmasın?
Oscarlar açıklanmadan önce izledim filmi. Görüşüm de olumlu oldu.

Dram filmlerini çok severim, özellikle "insanlar neler yaşıyor yahu" tarzı filmleri. Manchester by the Sea ne kadar hüzünlü, ağlatmaya meyilli bir film olmasa da insanın içini burkmuyor değil. Filmin hoş bir konusu var, bir amca ve yeğeninin öyküsü diyebiliriz çok (çok) kısaca.
Filmin asıl vurucu kısmı konusu değil, konusunun işlenişi ve sinematografisi idi kesinlikle. Kışın pastel renkleri, puslu çekimler benim çok hoşuma gider, yönetmen de bunları bol bol kullanmış. Filmdeki ortam hem konuyla bütünleşmişti hem de görüntülerle duygularınızı değiştirebilir nitelikleydi.

Casey Affleck speaks as he accepts the Oscar for Best Actor for Manchester by the Sea, on Feb. 27, 2017 in Hollywood, Calif.Yine de Manchester by the Sea'nin bu kadar tutulmasına şaşırdım. Çünkü herkese hitap eder bir film değil gibi geldi. Bana hitap etmiş olduğu kesin, ama başta karışık gelebilecek ve sanata ilgisi olmayan kesim tarafından dışlanabilecek gibiydi. Tabii düşününce, düşük bütçeyle çekilmiş olmasına rağmen başarılı bir kadro, iyi bir senaryo görüyoruz.

Şimdi asıl konuya gelelim: Casey Affleck. Ben bunun abisine de hiç ısınamamıştım başta. Nedense Afflecklerle böyle bir ilişkim var, başta sevmiyorum ama filmde görünce fikrim değişiyor. Casey'de de böyle oldu. Filmin başlarında adam o kadar sığ, o kadar karaktersiz geldi ki, dedim "bu mu ya bu kadar konuşulan?" Lakin, adam karakteri gayet iyi canlandırmış. Yani film bitince of be ne oynamış adam da, demedim ama duyguları iyi verdiği bir gerçekti. Yine de kendisine yöneltilen cinsel taciz suçlamalarından sıyrılıp bu kadar pohpohlanması ne kadar doğru tartışılır.

Kendisi 6 dalda Oscar adayıydı, En İyi Aktör ve En İyi Orijinal Senaryo kategorilerinden toplamda 2 ödülle geceye veda etti.


La La Land
la la land ile ilgili görsel sonucuİnternette yere göğe sığdıralamayan ancak kime konusunu açsam filmi izlemeyenlerden "Aşk filmi değil mi ya o.." "Uf müzikalleri hiç sevmem" tarzı cevaplar aldığım bir filmdi La La Land. Bu biraz heves kırıcıydı ama izlemeyi en çok istediğim Oscar adayı da oydu kesinlikle.

La La Land'i, ya da Türkçe adıyla Aşıklar Şehri'ni, duymamış olma ihtimaliniz var mı bilmiyorum ama bu sene en çok dalda Oscar adayı olan filmdi. İzleyip de "kötü" diyen insanı da görmemiştim. Yani film hiç kimse tarafından duyulmamış ya da beğenilmemiş olsa ben yine izlerdim çünkü içinde Ryan Gosling gibi bir gerçek var.

Filmi izledim, açılış sahnesinde dedim ki "güzel çekmişler ama acaba ben böyle bir müzikal havasını kaldırabilecek miyim?" Sıkılacağımı düşündüm, buram buram aşk kokacak ve sıradan bir hikaye anlatacak sandım. Lakin film boşuna 14 dalda aday olmamış. Bana sorarsanız baştan aşağı mükemmeldi.

ryan gosling oscar ile ilgili görsel sonucuEvet oyunculuklar çok iyi, hatta Emma Stone baya iyi, senaryo güzel, müzikler ise tek kelimeyle olağanüstü...ama...ama... ben filmin çekimlerini ve editleme işlerini yapanların ellerinden öpmek istiyorum öncelikle. La La Land'i bu kadar iyi yapan kesinlikle size verdiği duygulardı. Yönetmen kullandığı renklerle, sahnelerin geçiş şekliyle, ufak detaylarla sokuyor sizi filmin dünyasına ve gerçekten girdiğiniz yerde kayboluyorsunuz. Bir saniye yüzümde kocaman bir gülümseme varken diğer dakika ağlıyordum en son.

Sonuç olarak, anlatılacak bir film bile değil La La Land. Size konusundan bahsetsem hiçbir yararı olmaz. Oturup baştan sonra izlemeniz gerek.

14 Dalda adaydı, 6 Oscar'la eve döndü. 




Moonlight

moonlight ile ilgili görsel sonucuEveet, şimdi büyük bir kitle tarafından havalara uçurulan; ama benim abartıldığını düşündüğüm filme başlıyoruz. Bahsettiğim film Moonlight, yani Ay Işığı.

Filme herkes gibi ayılıp bayılmayacağımı önceden kestirmiştim fakat umudum yok muydu, vardı tabii ki. Duyduklarım filmin ağır bir drama olduğu yönündeydi. Dedim belki hüzünlü bir şeyler izleriz, olur da beğenirim falan. Olmadı pek.

Moonlight, Chiron adlı bir çocuğun Miami'de başlayan öyküsünü anlatıyor. Film ilerledikçe Chiron da büyüyor, kendini keşfetmeye başlıyor.

moonlight ile ilgili görsel sonucuŞunu söyleyeyim, film kötü bir film değil. Hakkını yememek lazım. Çekimleri çok güzel mesela, arada hoş kareler yakalayabiliyorsunuz. En azından görsel olarak tatmin ediyor. Oyunculukların da kötü denecek bir tarafı yok. Göze batmayan tepkiler, doğal bir tavır hakim filme. Ama şimdi kalkıp da bu oyunculara Oscar vermeye gelince iş değişiyor. Oyuncular kötü değil dedim, evet, iyiler. Ama mükemmeller mi, kesinlikle hayır. Oscar'lıklar mı, asla. Zaten hiçbir oyuncu filmin tümünde oynamıyor. Hepsi tek bir tiplemeyi canlandırıyor, bir duygu değişimi yok. Sizi içine çekemiyor.

Filmin konusu öyle ilgi çekici dursa da işleyişi gerçekten iyi değil. Filmin ilk 30 dakikasını sevdim ama sonrası inanın sarmadı. Çünkü konu bütünlüğü yok, birçok şey yarım kalmış. Karakterlerin bütünlüğünü göremiyoruz, Moonligh'ı bir cümleyle özetle deseniz "IMDb'den 6 puan almış ama siz izleyince hmm kötü değildi ya belki bi' 7 alırmış," derim. Fazlası yok. Şimdi böylesi bir filmi gidip 8 dalda Oscar adayı yapmak sırf başrol hem siyahi hem eşcinsel olduğu için mi?

Filmi size öveceğim varsa da övemeyeceğim artık.. Tamamıyla overrated. 3 Oscar'la döndü eve.

Lion

lion 2016 ile ilgili görsel sonucuİzlemeden önce hakkında en ufak bir fikrimin bile olmadığı film, Lion. Gerçekten, filmde Dev Patel'in oynadığından haberdardım sadece, o da afişi sayesinde olmuştu; Rooney Mara'yı filmde görünce şaşırdım hatta ki kendisi takip ettiğim bir oyuncudur.

Lion; Saroo ve abisi Guddu'nun Hindistan'daki yaşamından bir kesitle başlıyor. İki kardeşin yoksul ancak bir o kadar da masum ve mutlu hayatlarına tanık oluyoruz. Ancak bir gece abisi çalışmaya gidene kadar...

Filmin ilk 30 dakikasını  sevmediğimi söylemem gerek. Çünkü tam olarak aynı konuşmaların geçtiği bir Hint filmini daha geçenlerde izlemiştim. Gerçek bir hikayeye dayanmasına karşın orijinal gelmedi. Tabii sonraki bir saati gerçekten güzeldi.

lion 2016 ile ilgili görsel sonucuLion'ı iyi yapan şey, güçlü konusuydu bana kalırsa. Anlattığı hikaye ve hikayedeki gerçeklik oldukça içinize işler nitelikteydi. Ayrıca güzel karakterler yaratmışlardı, sonunda gözlerim dolmadı desem yalan olur.

Lion gerçekten herkese tavsiye edebileceğim bir film. Ama o kadar Oscar'ı hak eden bir film mi bilemiyorum. Çünkü filmde göz ardı edemediğim çok fazla hata vardı. Bazı karakterler, özellikle Lucy çok havadaydı. Yönetmenin pek iyi iş çıkardığını da söyleyemem. Nicole Kidman hariç olağanüstü bir oyunculuk da sezemedim açıkçası.
Ama dediğim gibi, şu Oscar'ları konudan çıkarırsak, sonunda herkesin gözlerinden bir damla akıtacak bir film.

Tavsiye ettiğim ve beğendiğim ama Oscar'lardan eli boş dönen bir film oldu.

Hacksaw Ridge


hacksaw ridge ile ilgili görsel sonucuDiğer ülkelerde oldukça sevilen; ancak ülkemizde, Hollywood yapımı her savaş filmine dendiği gibi, "Amerikan propagandası" damgası vurulan film, Hacksaw Ridge yani Savaş Vadisi.

Hacksaw Ridge, 2. Dünya Savaşında bir Medic yani sağlıkçı olarak yer almak isteyen Desmond Doss'un hikayesi anlatılıyor. Ancak Doss'un bir kuralı var, savaşta tek bir kurşun bile sıkmayacak.

Film tabii ki sadece savaşı anlatmıyor. İlk 45-50 dakikası Desmond'ın çocukluğu ve aşkıyla geçiyor. Hatta o kadar tatlı bir aşk anlatılıyor ki filmde, mutluluktan gözleriniz doluyor. Sonra, Desmond savaşa katılmaya karar veriyor.

Filmle ilgili duyduğum ilk yorum "abartı" olduğu yönündeydi. Ki gerçek bir hikayeden uyarlama olduğu düşünülürse bunun yersiz bir yorum olduğunu söylemem gerek. Ortada abartılan pek bir olay olduğunu sanmıyorum. İnternette istediğiniz kadar araştırma yapabilirsiniz, hikayenin gerçek boyutu zaten yazıyor ve pek de farklı değil.
İlgili resim
Hacksaw Ridge, son zamanlarda izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi kesinlikle. Üzerinizde bir ağırlık bırakıyor, öyle bir gücü var. Ayrıca filmdeki oyunculuklar, kostümler ve çekimler gerçekten başarılıydı. Ben Oscar adaylığını layığıyla hak ettiğini düşünüyorum. Filmi izlediğimin ertesi günü bir daha izlemek istedim.

Peki film herkesin izleyebileceği tarzda mı?
Kesinlikle HAYIR.
Kan görüntüsünden, şiddet içerikli sahnelerden hoşlanmayan biri bu filmi izlememeli. Ayrıca, psikoloji bozabilecek bir yapım olduğundan 18 yaşın altına da pek önermiyorum.

6 Dalda adaydı, 2 Oscar aldı.

Hell Or High Water

hell or high water ile ilgili görsel sonucuBen Güneyli filmlerini pek sevmem, diyerek izlemeye başlamıştım filmi. Nedense bir antipatim var o coğrafyada geçen filmlere karşı. Ama işte, çoğu zaman olduğu gibi, ön yargımın yersiz olduğu bir filmmiş Hell or High Water.

Film, bir dizi soygunun hem şerifler tarafını hem de suçlular tarafını ele alıyor. Suçu işleyen bir abi kardeş; biri hapisten yeni çıkmışken diğeri daha önce hiç sabıkası bile olmayan bir adam. Yaptıkları soygunlar oldukça küçük çaplı; ancak hepsi bir düzenle ilerliyor, bu da şeriflerin aklını kurcalıyor.

hell or high water ile ilgili görsel sonucuHell or High Water 4 dalsa Oscar adayıydı. Filmi izledikten sonra "En İyi Erkek Oyuncu" dalında Oscar alabilir diye düşünüyorsunuz, en azından ben öyle düşündüm. Ama... ama... film o dalda aday bile olmamış. Ki ben Chris Pine'ın başrolde gayet iyi iş çıkardığını düşünüyorum.

Konusunu beğenenlere tavsiye ederim. Müzikleri, çekimleri oyuncuları oldukça hoş. Bana göre olağanüstü bir film değildi; ancak senenin en iyi filmi ilan edenler var, bir şans verebilirsiniz.


4 Dalda Oscar adayıydı, ödül alamadı.

Arrival

arrival ile ilgili görsel sonucuKonu Arrival olunca ne anlatacağımı da ne yazacağımı da bilemiyorum inanın. Şu ana kadar izleyip de filme aşık olmayan iki kişi gördüm o kadar. O yüzden biraz korkarak yazacağım bu yazıyı..

Arrival, bir dil profesörünün uzaydan gelen garip bir cismin içine gönderilmesi ile başlıyor. Profesör Louise Banks, bu yabancılarla iletişim kurmaya çabalıyor; ancak işin boyutu, kavranabileceğinden daha güç.

arrival ile ilgili görsel sonucuFilm, diğer yapımlara göre farklı bir boyutta. Asıl olay işin bilimkurgu tarafı değil, verdiği mesajlar. Arrival, biraz tepki niteliğinde bir film; izleyince anlıyorsunuz. Odaklanmak istenen birkaç nokta var, iletişim bunlardan biri örneğin. 

Film sizi germeyi başarıyor, meraklandırıyor. Görüntülerin, seslerin oldukça başarılı olduğu bir gerçek. İyi bir iş çıkartılmış yapımda. İzlenmesi gereken bir film olduğu tartışılmaz.  Ne var ki benim filme dair birkaç sorum yanıtlanmadığı için herkes kadar aşık olamadım. Kafamdaki soru işaretleri filmin sonunda pek de yok olmadı, belki de yanlış yere odaklandım bilemiyorum ama benim hayatımın filmlerinden olmayı başaramadı. 

6 Dalda adaydı, 1 Oscar'la yolcu ettik.


İyisiyle kötüsüyle 89.sunu da atlattığımız ödül gecesinin devam yazıları gelecek, -daha bunun animasyonları var-ancak bugünlük bu kadar. Hepinize iyi seyirler!

2 comments:

  1. Mitsubishi klima yetkili satış ve servis merkezi, klima modelleri, satış koşulları, bakım, onarım, yedek parça ve aksesuar hizmetleri.
    http://www.mitsubishiklimabayii.com/
    #mitsubishiklima #mitsubishiklimalar #mitsubishiklimafiyatları

    ReplyDelete
  2. Bu harika bilmeceyi bir kaç yıl önce yerel bir kanalda yarışma programına katıldığımda kullanmıştım

    ReplyDelete